Layer 2

E-Bülten

Yazarlar

Tornado Cash’in Yasaklanması Çin’in Yapay Zekâ Hedeflerine Hizmet Edecek

ABD’nin blok zincirlerini verilerini açıklamaya zorlaması ülkenin Çin ile olan rekabetinde ciddi bir dezavantaj oluşturabilir.

17 Eylül 2022 13:56

Güncellenme: 17 Eylül 2022 21:44

Michael J. Casey

Michael J. Casey, CoinDesk'in baş içerik sorumlusudur. Casey, daha önce, dijital içerik için kaynak verileri geliştirmek üzere kurucu ortağı olduğu Streambed Media'nın CEO'suydu. Ayrıca MIT Media Labs'a ait Digital Currency Initiative'de kıdemli danışman ve MIT Sloan School of Management'ta kıdemli öğretim görevlisiydi. Casey MIT'ye katılmadan önce, küresel ekonomik meseleleri kapsayan kıdemli bir köşe yazarı olduğu The Wall Street Journal'da 18 yıl geçirdi. Casey, Paul Vigna ile birlikte yazdığı "The Age of Cryptocurrency: How Bitcoin and Digital Money Are Challenge the Global Economic Order" ve "The Truth Machine: The Blockchain and the Future of Everything" de dahil olmak üzere beş kitap yazmıştır. Casey, CoinDesk'e tam zamanlı olarak katıldıktan sonra çeşitli ücretli danışmanlık pozisyonlarından istifa etti. MIT Media Lab's Digital Currency Initiative ve The Deep Trust Alliance dahil olmak üzere kar amacı gütmeyen kuruluşlara danışman olarak ücretsiz görevlerde bulunuyor. Streambed Media'nın hissedarı ve icracı olmayan başkanıdır. Casey, Bitcoin sahibidir.

Twitter'da Takip Et:

@michael-j-casey

Eğer ABD devleti Çin’in yapay zekâ konusundaki ilerlemesinden korkuyorsa makine öğrenmesi modellerini eğitmede eşsiz bir kaynak olacak değerli kripto verileri neden Pekin’in ellerin teslim ediyor?


Geçtiğimiz hafta Lizbon’daki NEARCon toplantısında konuştuğum Anish Mohammed bu soruyu aklıma soktu.


Bu yaklaşım sayesinde ABD hükümetinin Ethereum temelli karıştırıcı Tornado Cash’i yasaklamasının ardından kopan tartışmalara dair yeni ve taze bir perspektif geliştirdim. 


Bendeniz ve bazı diğer kişiler Tornado Cash olayının çok öncesinden başlayarak şu fikri savunuyor ve duyuruyorduk: ABD ve müttefikleri; merkeziyetsiz, mahremiyeti koruyan ve erişime açık olan kripto protokollerinin yayılmasına izin verilerse jeopolitik bir avantaj elde ederler.


Buradaki temel fikir Batı’nın “herkesin kullanacağı” bir uygulama geliştirmesi ve yaymasıydı: Kişisel hak ve özgürlükler felsefesinin koda aktarıldığı, dünyanın dijital anlamda mobil vatandaşlarının otoriter kontrol ve istibdata karşı herkesin erişimini destekleyen Batı modeli finansal sistem lehine hareket edeceği bir düzen. Bu modelin kazanacağını beliriyorduk zira diktatör devletler ve tek parti hükümetleri parasal sistem üzerindeki kontrollerini kaybetmeden buna cevap veremeyeceklerdi ve böylelikle kendi çöküşlerinin tohumlarını ekeceklerdi.


Pather Protocol’un baş mühendisi olan Mohammed ile olan sohbetime değin ABD’nin kripto projeleri üzerindeki baskıcı düzenleme yaklaşımına dair rahatsızlığımın temelinde sistemin bu açık yaklaşımı anlayıp benimseyememesinin olduğunu düşünüyordum. Zira düzenlemeler kullanıcıların kimliklerini açıklamalarını, akredite yatırımcılar üzerinden işlemler yapılmasını ve devlet kurumlarına yoğun bir raporlama yapılmasını istiyordu. Benim görüşüme göre tüm bu faaliyetler kriptonun merkeziyetsizlik prensiplerini ihlal etmek ve toplumun geneline yayılmasını önlemek anlamına geliyordu. 


Ancak şu anda soruna çok daha farklı bir açıdan bakıyorum. Görülen o ki Çin’i rekabette geride bırakmak için mahremiyet havucunu kullanmaktan vazgeçmekle kalmıyoruz ayrıca Çin’in yapay zekâ (AI) konusundaki gücünü artırması için ona imkan sağlıyoruz.


AI ekonomisinin yakıtı veridir


Dijital teknolojide geldiğimiz noktada gelişim için asıl önemli olan faktör veriye erişim gücüdür.


Öncelikle yarıiletken kapasitesinin hızla arttığını anlatan Moore Kanunu çerçevesinde son derece hızlı ve güçlü donanımlar oluşturmaya başladık. Sonrasında 1990’larda internetin hayatımıza girmesiyle birlikte insanlığın bilgisayarlar üzerinde işlenen ve iletilen dijital bilgiler üretme ve paylaşma kapasitesi de üstel olarak artmaya başladı. Yapay zekâ sistemlerinin hayatımızın her noktasına etki ettiği günümüzde AI sistemlerinin temelini oluşturan makine öğrenmesi algoritmaları veri tüketmekle meşgul. Bu sistemlerin daha güçlü kestirimsel ve davranışsal algoritmalar üretmesi için veriye ihtiyaçları var. 


Bu AI sistemleri kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek için bir yarış içindeler. Kimi hissedarlara daha çok kâr getirmeye, kimi devletlere daha fazla kontrol sağlamaya kimi ise örneğin çevresel verileri daha iyi analiz etmek gibi sosyal faydalar oluşturmaya odaklanmış durumdalar. Yarış halinde olan bu sitemlerin veriye olan açlıkları her geçen gün daha da artıyor.


Diğer bir önemli nokta tüm bu gelişmeler olurken para kavramı da git gide dijitalleşiyor.


Paranın dijitalleşmesi devletler, şirketler ve blok zinciri toplulukları tarafından gerçekleştiriliyor. Burada tek bir devletin her şeyi kontrol ettiği ve herkesin verilerine erişebildiği modellerden kriptografik sistemlerin merkeziyetsiz şebekeler üzerinde çalışan protokollerine dek birçok farklı yaklaşım söz konusu olabilir. Bu yelpazenin ortasında işlem verilerinin herkese açık olduğu açık blok zincirler yer alıyor.


Verilerin altın madeni

 

Eğer düşman olarak tanımladığınız yabancı ülkelerin çıkarlarına zarar vermek için yapay zekâyı kullanmak isteyen otoriter bir devletseniz bu ülkelerin verilerine erişmek istersiniz. Eğer programlanabilir, merkezi bir dijital para ve işlemsel verimlilikleri birçok sektöre yayacak bir sektörler üstü kayır defteri kurgulamak istiyorsanız herkese açık blok zinciri verilerine ihtiyacınız olacaktır. 


Yukarıdaki tanım Çin’e uyuyor. Merkez bankası dijital parası, dijital elektronik ödeme sistemi, yüz milyonlarca insanın kullanımına açılan ülkede endüstriyel blok zinciri hizmetleri ağı da kurgulanmış durumda. Sistem geliştikçe Çin devletinin kontrol ettiği veya desteklediği makine öğrenmesi programları Çin vatandaşlarının ürettiği inanılmaz hacimdeki veriye erişim sağlayabilecek. 


Çin’in hedefleri kendi ekonomisini daha verimli hale getirmenin çok daha ötesine geçiyor. Bir yandan jeopolitik çıkarlarını savunurken bir yandan da dünyadaki dijital ekonominin liderliğini hedefliyor. Eğer Çin bu hedefe ulaşmak için AI kullanıyorsa ona verilecek en büyük hediye ABD, Avrupa, Japonya ve diğer bölgelerin insanlarının ürettiği verilerdir.


Avrupa ve ABD’de merkezi kurumsal ve devlete ait yapılar tarafından korunan verilere erişmek hiç de kolay değil. Buna karşın açık blok zincirleri herkesin erişebileceği veriler üretiyorlar. Burada politika yapıcıların sorması gereken soru şu: Bu işlem verileri ne kadar düzgün korunuyor? Tornado Cash gibi kriptografi uygulamaları buna ne kadar hizmet edebilir?


İşte bu noktada ABD’nin Tornado Cash’i yasaklamasına dair karar soru işaretleri oluşturuyor. Açık kaynaklı bir yazılımı gerçek bir insanmış gibi görüp o şekilde muamele eden ABD hükümeti Ethereum blok zincirinin mahremiyet boyutuna darbe vurdu ve verilerin açığa çıkmasına imkân sağladı.


Bu yasaklama ile her yerdeki hizmet sağlayıcılar istemeden de olsa Tornado Cash ile ilişkili cüzdanları engellemeye başladılar. Bu oto-sansür dalgasının uzantısı olarak benzer yasaklara muhatap olabilecek diğer mahremiyet temelli akıllı sözleşmelere dair tereddütler oluşmaya başladı. 


Peki ya Kuzey Kore?

 

Blok zincirleri açısından mahremiyet sonrası döneme girdiğimizi söyleyebiliriz. Burada henüz yeterince tartışılmayan bir konu var: Dijital paralar ve blok zincirleri büyüdükçe otoriter rejimlerin buradan faydalanma imkânı da artacak.


Bu gruba sadece Rusya veya Çin girmiyor, Kuzey Kore de giriyor. Bu aslında ironik bir durum zira ABD Hazine Bakanlığı’nın Tornado Cash’i yasaklamasının temel sebebi Kuzey Kore’li hackerların Axie Infinity’yi hackledikten sonra buradan çaldıkları paraları bu sistem üzerinden kaldıkları iddiasıydı. 


Analitik şirketi Chainalysis geçen hafta yaptığı bir açıklamada bu saldırıda çalınan paradan 30 milyon doların kurtarılması sürecinde ABD’li yetkililerle iş birliği yaptığını duyurdu. O zaman şunu sormak gerekmez mi: Tornado Cash’i neden yasaklıyorsunuz?


Bu tür hack olaylarının önlenmesinde toplum yararı olduğu su götürmez bir gerçek. Ancak bir yandan kötü niyetli oyuncuların emellerine erişmelerini engellerken diğer yandan kullanıcıların mahremiyetini koruyabileceğimiz farklı blok zinciri analitiği ve sofistike şifreleme çözümleri de mümkün olabilir.


Bu çözüm ne olursa olsun düzenleyiciler mahremiyet konusunda geniş kapsamlı kurallar koymanın Batı demokrasisi için bir tehdit oluşturabileceğinin farkına varmalı.



Günün Gelişmeleri İçin E-Bültenimize Abone Olun

E-Bültenimize abone olarak onaylamış ve CoinDesk Türkiye ürün ve hizmetleri için iletişim kurulmasına izin vermiş olursunuz.


YASAL UYARI

Bu sitede yer alan yatırım bilgisi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihlerini dikkate alarak, kişiye özel olarak sunulmaktadır. Bu sitede veya e-bültenlerimiz kapsamındaki sözel, yazılı ve grafiksel dahil olmak üzere tüm bilgi ve analizler; herhangi bir karara dayanak oluşturması noktasında herhangi bir teminat, garanti oluşturmamakta ve yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla paylaşılmaktadır. Coindesk Türkiye hiçbir şekil ve surette ön onay, ihbar ve ihtara gerek olmaksızın söz konusu bilgileri değiştirebilir veyahut silebilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı vermeniz beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu sitedeki yorumlardan, eksik bilgi ve/veya güncel olmama gibi konularda ortaya çıkabilecek zararlardan Coindesk Türkiye ve çalışanlarının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

Michael J. Casey, CoinDesk'in baş içerik sorumlusudur. Casey, daha önce, dijital içerik için kaynak verileri geliştirmek üzere kurucu ortağı olduğu Streambed Media'nın CEO'suydu. Ayrıca MIT Media Labs'a ait Digital Currency Initiative'de kıdemli danışman ve MIT Sloan School of Management'ta kıdemli öğretim görevlisiydi. Casey MIT'ye katılmadan önce, küresel ekonomik meseleleri kapsayan kıdemli bir köşe yazarı olduğu The Wall Street Journal'da 18 yıl geçirdi. Casey, Paul Vigna ile birlikte yazdığı "The Age of Cryptocurrency: How Bitcoin and Digital Money Are Challenge the Global Economic Order" ve "The Truth Machine: The Blockchain and the Future of Everything" de dahil olmak üzere beş kitap yazmıştır. Casey, CoinDesk'e tam zamanlı olarak katıldıktan sonra çeşitli ücretli danışmanlık pozisyonlarından istifa etti. MIT Media Lab's Digital Currency Initiative ve The Deep Trust Alliance dahil olmak üzere kar amacı gütmeyen kuruluşlara danışman olarak ücretsiz görevlerde bulunuyor. Streambed Media'nın hissedarı ve icracı olmayan başkanıdır. Casey, Bitcoin sahibidir.

Twitter'da Takip Et:

@michael-j-casey

Michael J. Casey, CoinDesk'in baş içerik sorumlusudur. Casey, daha önce, dijital içerik için kaynak verileri geliştirmek üzere kurucu ortağı olduğu Streambed Media'nın CEO'suydu. Ayrıca MIT Media Labs'a ait Digital Currency Initiative'de kıdemli danışman ve MIT Sloan School of Management'ta kıdemli öğretim görevlisiydi. Casey MIT'ye katılmadan önce, küresel ekonomik meseleleri kapsayan kıdemli bir köşe yazarı olduğu The Wall Street Journal'da 18 yıl geçirdi. Casey, Paul Vigna ile birlikte yazdığı "The Age of Cryptocurrency: How Bitcoin and Digital Money Are Challenge the Global Economic Order" ve "The Truth Machine: The Blockchain and the Future of Everything" de dahil olmak üzere beş kitap yazmıştır. Casey, CoinDesk'e tam zamanlı olarak katıldıktan sonra çeşitli ücretli danışmanlık pozisyonlarından istifa etti. MIT Media Lab's Digital Currency Initiative ve The Deep Trust Alliance dahil olmak üzere kar amacı gütmeyen kuruluşlara danışman olarak ücretsiz görevlerde bulunuyor. Streambed Media'nın hissedarı ve icracı olmayan başkanıdır. Casey, Bitcoin sahibidir.

Twitter'da Takip Et:

@michael-j-casey

Fiyatları İncele

Trend Haberler

Kategoriler

Yazarlar

Piyasalar

Şirketler

E-Bülten

Politika

Teknoloji

Kripto Paralar

Hakkında

Hakkında

Kişisel Verileri Koruma Kanunu

Künye

Çerez Politikası

Reklam Verin

KVKK Başvuru Formu

İletişim

Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası


Yasal Uyarı: Bu sitede yer alan yatırım bilgisi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihlerini dikkate alarak, kişiye özel olarak sunulmaktadır. Bu sitede veya e-bültenlerimiz kapsamındaki sözel, yazılı ve grafiksel dahil olmak üzere tüm bilgi ve analizler; herhangi bir karara dayanak oluşturması noktasında herhangi bir teminat, garanti oluşturmamakta ve yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla paylaşılmaktadır. Coindesk Türkiye hiçbir şekil ve surette ön onay, ihbar ve ihtara gerek olmaksızın söz konusu bilgileri değiştirebilir veyahut silebilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı vermeniz beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu sitedeki yorumlardan, eksik bilgi ve/veya güncel olmama gibi konularda ortaya çıkabilecek zararlardan Coindesk Türkiye ve çalışanlarının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

@2022 CoinDesk