Yazarlar

Piyasalar

Şirketler

Teknoloji

Öğren

Politika

DeFi

TV&Video

Podcast

Etkinlikler

Sponsorlu İçerik

Consensus Magazine

E-Bülten

Teknoloji

Sadece Influencer'lar Değil, Tüm Kullanıcılar Kazanacak

Mesut Gülecen ve Yusuf Altunbıçak tarafından kurulan merkeziyetsiz sosyal medya Kaira’nın beta sürümü bugün faaliyete geçiyor. CoinDesk Türkiye’ye konuşan ikili, oluşturdukları finansal modelde sadece influencer’ların değil, bu kişileri görünür hale getirenlerin de kazanacağını söylüyor.

7 Nisan 2023 11:24

Güncellenme: 7 Nisan 2023 14:45

Bitcoin’in 2009 yılında Satoshi Nakamoto tarafından bulunmasının ardından blokzinciri teknolojileri hızla gelişti ve geleneksel ekonomilerdeki pek çok alan bundan etkilenmeye başladı. Tabii, bu yeni teknolojilerden sosyal medyaların da kendi payını alması kaçınılmazdı.


Blokzinciri teknolojileri merkezi pek çok yapı gibi sosyal medyaları da etkiledi. Özellikle Facebook ve Cambridge Analytica’nın işin içinde olduğu veri ihlali skandalı ortaya çıkınca merkezi sosyal medyalarda şirketlerin kullanıcıların verilerini istedikleri gibi kullandıkları, klişe bir deyimle “ürünün kullanıcı olduğu” gerçeği iyice anlaşıldı. Bunun ardından verilerin tek bir şirkete ait olmadığı, insanların kendi içeriklerinin sahibi olduğu merkeziyetsiz sosyal medyalar ortaya çıkmaya başladı.


Tabii, merkeziyetsiz sosyal medyalarla beraber yeni finansal modeller de doğmaya başladı. Örneğin Web2 tarafındaki sosyal medya platformlarında kullanıcıların yaptığı ‘beğenme’ veya ‘paylaşma’ gibi eylemler sadece influencer’ların daha fazla gelir elde etmesine yol açarken kullanıcıların kendileri bu gelirden hiçbir pay alamıyorlar. Oysa o paylaşımlar, beğeniler ya da yorumlar olmasa influencer’lar da kolay kolay reklam alamaz.


Blokzinciri teknolojileri sayesinde bu durumun aşılabileceğini ve gelirden herkesin pay alabileceğini düşünen Mesut Gülecen ve Yusuf Altunbıçak, merkeziyetsiz sosyal medya Kaira Network’ü kurdu. Şirketin White Paper’ında Kaira Network’un sunduğu yeni finansal özellikler ve gelir elde etme yöntemleriyle Web3 kitle adaptasyonunu hedeflediği belirtiliyor.


Lens protokolü üzerine kurulu Kaira Network’ün Twitter adresinde paylaşılan bilgiye göre platformun beta sürümü 7 Nisan’da (bugün) faaliyete geçecek. Ayrıca bekleme listesindekiler platforma katılıp KAI token kazanabilecekler.



Mesut Gülecen ve Yusuf Altunbıçak, merkeziyetsiz sosyel medyayı, buna neden ihtiyaç olduğunu, Kaira Network’un neler sunduğunu CoinDesk Türkiye’ye anlattı:


                                                                                   Mesut Gülecen


Merkeziyetsiz sosyal medyayı nasıl tanımlıyorsunuz?

Mesut Gülecen: Merkeziyetsiz sosyal medyayı akıllı kontratların, NFT’lerin olduğu bir sosyal medya platformu olarak tanımlamak bence çok doğru değil. Altyapı olarak blokzinciri ya da araç olarak akıllı kontrat veya NFT kullansa da temelinde yine insanların sosyalleştiği bir yer. Bu nedenle ben, Kaira ve benzeri bir platformu tanımlarken insanların ürettikleri içerikten para kazanabildikleri, aynı zamanda da merkeziyetsiz bir yer diye tanımlıyorum.


Arkasındaki teknolojiye baktığımızda ise blokzincirinin sağladığı belli başlı kazanımlar ve kayıtlar var ortada. Kazanım olarak sansüre karşı merkezi platformlara göre daha dirençli olma, verilerin kamuya açık ama mahremiyeti de gözeterek blokzincirinde tutulmasını sayabiliriz. Bunun haricinde de merkeziyetsizliğin getirdiği birçok teknik ve uygulama kazanımları var.


Öte yandan teknolojinin doğası gereği mecbur kalınan handikaplar da var. Örneğin, kullanıcıların belli bir ücret ödemeleri ya da belli bir işlemi onaylamaları gerekiyor. Ancak bunlar gün sonunda bir deneyim bariyeri ve projenin bunları çözmek için alabileceği aksiyonlar da var.


                                                                                     Yusuf Altunbıçak


Mevcut sosyal medya platformlarını kullanan insanlar neden merkeziyetsiz bir sosyal medya platformuna ihtiyaç duysunlar?

Yusuf Altunbıçak: Bu noktada şu yanılgıya düşmemek lazım. Merkeziyetsiz sosyal medya geliştiricilerinin herkes bu tarafa geçsin, diğer merkezi sosyal medyaları bıraksınlar diye isteği ve arzusu yok. Çünkü zaten merkeziyetsiz sosyal medyalara geçiş ihtiyaçlar üzerine zamanla oluşacak. Geçtiğimiz dönemde de insanlar ihtiyaçlar doğrusunda merkeziyetsiz sosyal medyalara kaymaya başladı. Bunun ilk sebebi aslında kripto ve Web3 sektöründen insanların birbirleriyle karşılaştığı bir ortama girmelerinin hoşlarına gitmesiydi. Bu nedenle herkesin aynı dilden konuştuğu, aynı teknolojik seviyede olduğu merkeziyetsiz sosyal medyaya geçmek istediler. Yani bunun teknolojiyle veya para kazanma fırsatlarıyla bir ilgisi yoktu.


Bir diğer konu merkezi sosyal medyalarda içeriğin sahibinin aslında biz olmamamız. Yani örneğin Youtube’a bir video yüklediğinizde bu videonun sahibi biz değil, Youtube oluyor. Çünkü isterse YouTube o videoyu silebilir, sansürleyebilir, kısaltabilir veya bu videonun en can alıcı kısmının ortasına reklam sokabilir. Bu durum en çok Youtube videoları sayesinde para kazanları etkiliyor. Çünkü ne zaman Youtube’da radikal bir değişiklik olsa bundan onlar olumsuz etkileniyor. İşte o zaman merkeziyetsiz sosyal medyaya ihtiyaç duyuluyor.


Bunun yanında, tabii sosyal medyanın bugünkü gibi büyük bir ekosistem olabilmesi monetizasyon yani para kazanma durumu. Popüler merkezi sosyal medya platformları içerik üreticilerinden yüzde 40’lara varan oranlarda komisyon alabiliyor. İçerik üreticileri de buna karşı çıkmıyor çünkü bu bir kural. İnsanlar içeriği kendileri üretseler de aslında o içeriğin sahibi değiller. Ya da örneğin kullanıcılar Twitter’da artık çok daha fazla reklam görüyorlar. Hatta reklamlar yine kullanıcılar sayesinde diğer kullanıcılara çok daha fazla yayılıyor. Ancak, kullanıcılar bu sistemde hiçbir şey kazanmıyor, sadece Twitter kazanıyor. Bu da kullanıcıların para kazanabilecekleri ve kendi içeriklerinin sahibi olabilecekleri merkeziyetsiz platformlara gitmelerine sebep oluyor. Aslında merkeziyetsiz sosyal medyalar acı çekenlerin buluştuğu yerler diyebiliriz. Merkezi sosyal medyalarda sansür, monetizasyon gibi nedenlerle sorunlar yaşayanlar merkeziyetsiz sosyal medyalara geliyor.


Merkeziyetsiz sosyal medyalar daha çok kişiye hitap edebilmek için neler yapmalı?

Mesut Gülecen: Facebook, Netflix, Youtube gibi popüler platformların kullandıkları teknolojileri pek çok kişi bilmez. Örneğin, Netflix’in nasıl size özel film veya sizi önerilerinde bulunduğunu, bunun arkasındaki teknolojiyi pek çok kişi bilmiyordur. Zaten Netflix de bu teknolojiyi satmıyor ve bunu öne çıkarmıyor. Merkeziyetsiz sosyal medyaların da aynı şekilde blokzinciri teknolojisini anlatmak yerine kullanıcılara ne gibi faydalar sağlayacaklarını, hangi ihtiyaca çözüm olduklarını öne çıkarmaları gerekiyor. Yani, hangi teknolojiyi kullandığından bahsetmek yerine “senin şu problemini çözeceğim” demeleri daha önemli.

Ben merkeziyetsiz sosyal medyaların çıkış sürecini Bitcoin’in çıkışına benzetiyorum. Bitcoin, 2008 yılında ABD’de başlayan krizde bankaların batmasının ardından, bu krizlerin tekrarlanmasına karşı bir çözüm olarak ortaya çıkmıştı. Merkeziyetsiz sosyal medyaların öne çıkması da 2014 yılındaki Facebook-Cambridge Analytica veri ihlali skandalının ardından geldi. Bunun ardından Twitter’ın Elon Musk tarafından satın alınması, TikTok’ın ABD’de yasaklanma ihtimali gibi durumlar da merkeziyetsiz sosyal medyaya ilgiyi arttırdı. Şu anda merkezi sosyal medyalarda yaşanan problemler görülüyor. Bu sorunları daha önce hiç kimsenin bilmediği ama artık yavaş yavaş tanımaya başladığı merkeziyetsiz sosyal medyalar çözmeye çalışıyor. Dolayısıyla 5-10 yıl içinde merkeziyetsiz sosyal medyalar da Bitcoin gibi milyonlarla ifade edilen kullanıcı sayılarına ulaşabilir. Bitcoin de ilk çıktığında milyonlarca kişiye nasıl ulaşırım kaygısıyla çıkmamıştı. Bu zaman içinde olan bir süreç.


Merkeziyetsiz sosyal medyanın yaygınlaşmasının da jenerasyonları da etkisi var mı?

Mesut Gülecen: Tabii var. Dünyada 50 milyondan fazla içerik üreticisi bulunuyor ve yaratıcı ekonomiyi bunlar oluşturuyor. Bu grubun çoğunluğu da Z ve Y kuşağının temsilcileri. Örneğin, benim ailem Twitter’ı sadece benim paylaşımlarımı beğenmek için kullanıyor. Çünkü onlar daha çok Facebook ve Instagram’a bakıyorlar, haberleri Youtube’dan takip ediyorlar. Ancak benim jenerasyonum Twitter’ı bir network etkisi yaratmak için kullanıyor. Profesyonel bir içerik üreticisiysek ve bundan para kazanmak istiyorsak Substack veya Mirror’a gidiyoruz. Yaratıcı grubun sosyal medyaya bakış açısı sadece hayattan bir şey bulayım değil. Bu kişiler, dijital göçebe ya da influencer olmayı hedefliyor. Bu bakış açısıyla bakınca da monetizasyon ve içeriğe tamamen sahip olma isteği devreye giriyor. Youtube’a anı olsun diye gezi videosu yükleyenle bu işten para kazanma amaçlı yükleyenin bakış açısı farklı. Bu kişilerin videosuna sansür gelmesi onları çok olumsuz etkiler.


Yusuf Altunbıçak: Bu noktada insanların nerede olduğu da önemli. Örneğin, şu anda Twitter’ı kullanmamızın sebebi kullanıcı deneyimi değil. Öyle olsa çoktan bırakmıştık çünkü çok fazla sorunla karşılaşıyoruz. Şu anda herkes burada olduğu için biz de buradayız. Çünkü içeriklerimizi maksimumum sayıda kişinin görmesini istiyoruz. Bu nedenle insanlar yavaş yavaş merkeziyetsiz sosyal medyaya geçtiklerinde, örneğin sevilen bir influencer o tarafa geçtiğinde ve bu influencer’ın paylaştığı bir şeyi insanlar NFT koleksiyonlarına ekleyebildiklerini gördüklerinde merkeziyetsiz sosyal medyaların kullanıcı sayısı da artacak. Diğer yandan insanlar etkileşime daha çok girebilecekleri platformları tercih ediyorlar. Örneğin, ben Twitter’da anlık haber kaynaklarıyla ilgili bir soru sordum. Çok az cevap geldi. Aynı soruyu Lens’te sordum. 24 saat içinde çok daha fazla yorum geldi. Oysa Twitter’da bu sorunun ulaştığı kişi sayısı çok daha fazlaydı. Ben de artık bu tip sorular için Twitter’ı değil Lens’i kullanma algısı oluştu. Çünkü oradan cevap alabiliyorum. Buradaki insanlar Web3 odaklı oldukları için benim paylaştığım içerikler direkt ilgisini çekiyor bu insanların. İnsanlar merkeziyetsiz sosyal medyalarda bir şeyler kazanıldığını, farklı deneyimler elde edebildiğini gördükçe zaten orası artık ana akım haline gelmeye başlayacak ilerleyen yıllarda.


Merkeziyetsiz sosyal medyalar insanları kendilerine nasıl çekebilecekler? Bu önlerindeki en zorlu konulardan biri öyle değil mi?

Mesut Gülecen: Burada aslında tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar paradoksu var. Siz geldiğinizde aktif üreten bir kitle varsa siz de dâhil olursunuz. Ama yoksa dâhil olmazsanız. Ancak eğer dâhil olmazsanız da içeride aktif kitle oluşmaz. Böyle bir döngü var. Bunu çoğu sosyal medya bir nişe odaklanarak çözüyor. Örneğin, Instagram en başta fotoğrafçıların portföyünü paylaştı, ya da Facebook kurulduğunda sadece üniversite öğrencilerine yönelikti. Web3 tarafındaki sosyal medyalar bu nedenle zaten en başta Web3 tarafına odaklanırsa belli bir niş kitleyi oluşturabiliyorlar. Lens de bunu güzel yaptı ve Polygon ve Ethereum'daki Web3 odaklı insanları hedefleyerek başladılar. Ben hiçbir takipçim olmadan Lens’te paylaşım yaptığımda, bunun altına 30 tane yorum geldiğinde ve bu paylaşıma kullanıcılar MATIC token verdiklerinde bu sosyal medyada para kazanabildiğimi görüp bunu etrafımdakilere anlatıyorum. Takipçin olmasa bile buradan para kazanabileceğini söylüyorsun insanlara ve böyle böyle yayılmaya başlıyor. Ya da görünür olup takipçi kazanmaya başlıyorsun. Bu network efektini yaratmak Web3 araçları ile çok daha kolay.


Peki, Kaira'nın nasıl bir token ekonomisi olacak?

Mesut Gülecen: Kaira’nın token ekonomi modeli temel yaklaşım olarak bir sosyal medyanın içindeki bütün paydaşları, farklı yöntemlerle teşvik etmeye dayanıyor. Yani bir sosyal medyada influencer bir paydaştır, bir personadır. Onun takipçileri ayrı bir personadır. Influencer olmayan bir içerik üreticisi, örneğin ben, kitlesi olmayan birisi olarak ayrı bir personayım. Ama benim içeriğimle etkileşime geçen farklı birisi, örneğin bir küratör de farklı bir personadır. Çünkü o benim fanım veya hayranım değildir. Bir şekilde karşısına çıkmışımdır. İçeriği beğenmiştir, beğenmiştir, belki yorum yazmıştır. Bu da beni daha görünür hale getirmiştir. Bu şekilde dört farklı persona var sosyal medyalarda genel anlamda. Bu dördünü farklı modellerle, token ya da NFT kullanarak aslında teşvik etmeye çalışıyor. Modelin özünde yapmaya çalıştığı şey bu. Burada her bir personayı farklı eşlerle bir arada monetize etmeye çalışıyor. Örneğin, bir influencerın aslında birçok reklam aldığını biliyoruz. Çünkü bir kitlesi var, markalar o kitleye ulaşmak istiyor ve bunun için de influencer'a bir ödeme yapıyor. Yani influencer'ın bu parayı kazanmasını sağlayan o takipçi kitlesi. Ürettiği içerik değil aslında. Takipçi sayesinde iş alıyor, para kazanıyor ama takipçiye herhangi bir paydaşlık sunamıyor. Bu bir problem aslında, sürdürülebilir değil. Çünkü bir yerden sonra takip ettiğiniz herkes sizin önünüzde sürekli reklam içeriği getiriyor. Siz bunları ya mecbur kalıyorsunuz izlemeye ya da sıkılıp takibi bırakıyorsunuz. Biz, bunun değişmesi gerektiğini, platformun kendi influencer’larını yaratması için yeni bir modele ihtiyacı olduğunu düşündük. Bu da bizi ‘social farming’ dediğimiz bir modele getirdi.



Nedir social farming?

Mesut Gülecen: Social farming aslında yield farming'in bir nevi sosyal medyaya uyarlanmış hali. Ben takipçi olarak bir influencer'a en temel görünürlük ve etkileşim sağlarım. O da bunun karşısında belli bir gelir elde eder. Bu gelirin ya benimle paylaşılabiliyor olması ya da onun bu geliri kazanmasını sağladığım için platformun beni ödüllendirmesi gerekir. Çünkü ben aslında o platformda özgün influencer'lar doğmasını sağlıyorum. Dolayısıyla, Kaira'nın token ekonomisi de influencer ve takipçi arasında böyle bir model geliştirdi. Örneğin ben, bir influencer üzerine KAI token’ları stake ettiğimde bu influencer’ın ürettiği içerikler daha çok ön plana çıkıyor ve daha görünür oluyor. Bu influencer üzerindeki stake miktarı arttıkça içerikleri de daha görünür hale geliyor. İçerikleri görünür hale gelince, influencer’ın kazandığı gelir miktarının belli bir oranı kadar ben de ödül alıyorum. Yani, onun üzerine stake eden herkese belli miktarda ödül, stake oranına göre dağıtılıyor. Aslında ben bu influencer’a etkileşim ve görünürlük sağlarken onun kazancına da ortak oluyorum. Bir nevi bu influencer’ın yatırımcısı oluyorum. Ayrıca, sıradan bir içerik üreticisinin etkileşimleri üzerinden gelir kazanmasını sağlayan ‘boosting’ özelimiz var.


Bu özellik Web2 tarafındaki ‘beğen’ butonu gibi mi çalışıyor?

Mesut Gülecen: Bunu şöyle detaylandırabiliriz: Web2 tarafında bir kullanıcı bir içeriği beğendiğinde bunu kendi kitlesine görünür hale getirir. Biz, beğenme eylemine bir de finansal katman ekleyip buna boost dedik. Ben bir içeriği beğenir gibi boost yaptığımda aslında o içeriğin daha fazla para kazanmasını sağlamayı amaçlıyorum. Çünkü her bir etkileşim beni ödül havuzunun dağılmasındaki bir karar merci haline getiriyor. Ben bir influencer’ın içeriğini beğendiğimde aslında platformun ödül havuzuna şöyle bir mesaj gidiyor: “Mesut bu içeriği çok beğendi. Bu içeriğin kaliteli olduğunu düşünüyor. Kendi kitlesine görünür hale getirdi. Dolayısıyla senin bu içeriğe ödül yollamam lazım.”


Kullanıcıların bu özelliği kullanabilmeleri için belli bir koşul var mı?

Mesut Gülecen: Bunun ön koşulu olarak kullanıcıların platformun kendi token’ı olan KAI token’ını alıp kilitlemeleri gerekiyor. Yani ben 10 bin tane KAI token’ı satın aldım kilitledim cüzdanımda. Ardından da bir influencer’a boost attım. Bunun sonucunda hem influencer, hem de ben bir ödül kazanmış oluyorum. Ödül havuzu ikimizi de ödüllendiriyor. Buradaki sürdürülebilirliği sağlayan benim o token’ı alıp kilitlememe dayalı. Çünkü ben onu kilitlemezsem bu özellik Web2’deki beğen özelliğinden öteye gidemiyor. Yani, herhangi bir finansal değeri olmuyor. İşte bu yüzden biz merkeziyetsiz finans (DeFi) tarafındaki özellikleri bir sosyal medyaya adapte ederek o token’ın bütün paydaşlar için gerçekten bir havuç işlevi görmesini, herkesin kullanılabildiği ve birçok farklı utility'nin anahtarı haline gelmesini amaçladık. Bu nedenle kendi arzından, fiyatından bağımsız olarak o token’ın işlevine odaklandık ve platformdaki birçok farklı işlevde her zaman kullanılabilir halde olmasını istedik.


Yusuf Altunbıçak: Aslında burada token’ın yeri oldukça önemli. Buraya token uyduğu için yani bir ihtiyaç olduğu için kullandık. Biz bu token’ı her iki tarafa da yaraması için çok iyi kurgulamaya çalışıyoruz. Bu token’ın gerçekten buradaki finansal varlık olarak kullanılmasını sağlamaya çalışıyoruz.


Daha Fazla Oku

    merkeziyetsizMerkeziyetsiz Sosyal MedyaKairaLens

Günün Gelişmeleri İçin E-Bültenimize Abone Olun

E-Bültenimize abone olarak onaylamış ve CoinDesk Türkiye ürün ve hizmetleri için iletişim kurulmasına izin vermiş olursunuz.


YASAL UYARI

Bu sitede yer alan yatırım bilgisi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihlerini dikkate alarak, kişiye özel olarak sunulmaktadır. Bu sitede veya e-bültenlerimiz kapsamındaki sözel, yazılı ve grafiksel dahil olmak üzere tüm bilgi ve analizler; herhangi bir karara dayanak oluşturması noktasında herhangi bir teminat, garanti oluşturmamakta ve yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla paylaşılmaktadır. Coindesk Türkiye hiçbir şekil ve surette ön onay, ihbar ve ihtara gerek olmaksızın söz konusu bilgileri değiştirebilir veyahut silebilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı vermeniz beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu sitedeki yorumlardan, eksik bilgi ve/veya güncel olmama gibi konularda ortaya çıkabilecek zararlardan Coindesk Türkiye ve çalışanlarının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.


Deniz Türsen

Deniz Türsen, CoinDesk Türkiye'de Blockchain, Metaverse ve NFT faaliyetlerine ilişkin haberler ve röportajlar yapan editördür. Daha önce Hürriyet Gazetesi'nin Hürriyet İK ekinde ve Bloomberg Businessweek Türkiye dergisinde yönetim, insan kaynakları, istihdam üzerine röportajlar va haberler yapmıştır.

Fiyatları İncele

Kripto Varlık

Sosyal Meyda Trendi

Trendleri İncele

Trend Haberler

1
Yerli Girişim Clave Artık Herkese Açık

10 Nisan 2024 21:49

Kripto Varlık

Sosyal Meyda Trendi

Trendleri İncele

Kategoriler

Yazarlar

Piyasalar

Şirketler

E-Bülten

Politika

Teknoloji

Kripto Paralar

Hakkında

Hakkında

Kişisel Verileri Koruma Kanunu

Künye

Çerez Politikası

Reklam Verin

KVKK Başvuru Formu

İletişim

Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası


Yasal Uyarı: Bu sitede yer alan yatırım bilgisi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihlerini dikkate alarak, kişiye özel olarak sunulmaktadır. Bu sitede veya e-bültenlerimiz kapsamındaki sözel, yazılı ve grafiksel dahil olmak üzere tüm bilgi ve analizler; herhangi bir karara dayanak oluşturması noktasında herhangi bir teminat, garanti oluşturmamakta ve yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla paylaşılmaktadır. Coindesk Türkiye hiçbir şekil ve surette ön onay, ihbar ve ihtara gerek olmaksızın söz konusu bilgileri değiştirebilir veyahut silebilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı vermeniz beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu sitedeki yorumlardan, eksik bilgi ve/veya güncel olmama gibi konularda ortaya çıkabilecek zararlardan Coindesk Türkiye ve çalışanlarının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

@2022 CoinDesk