Yazarlar

Piyasalar

Şirketler

Teknoloji

Öğren

Politika

DeFi

TV&Video

Podcast

Etkinlikler

Sponsorlu İçerik

Consensus Magazine

E-Bülten

Yazarlar

Merkeziyetsizlik Mistisizmi

Jaron Lanier ve Glen Weyl, Bitcoin'in ilk yıllarına ilişkin yeni akademik araştırmaların, takma ad ve merkeziyetsizlik yoluyla temel mahremiyet mitlerini baltaladığını yazıyor.

7 Haziran 2022 20:33

Güncellenme: 8 Haziran 2022 00:37

Jaron Lanier

Jaron Lanier, yaygın olarak sanal gerçekliğin babası olarak kabul edilen bir teknoloji uzmanı, sanatçı, yazar, fütürist ve besteci.

Jaron Lanier, yaygın olarak sanal gerçekliğin babası olarak kabul edilen bir teknoloji uzmanı, sanatçı, yazar, fütürist ve besteci. Bu hafta Consensus 2022'ye katılacak. E. Glen Weyl, RadicalxChange Vakfı'nın kurucusu ve Radikal Piyasalar (Radical Markets) ile “Merkeziyetsiz Toplum” (Decentralized Society) kitaplarının ortak yazarı. Her ikisi de Microsoft'ta çalışıyor, ancak ikisi de şirket adına konuşmamakta.


Veri bilimcilerden oluşan bir ekibin Web 3'e dair belki de şimdiye kadar yapılmış en önemli akademik araştırması New York Times'ın da haber yaptığı üzere dün yayımlandı.


Birçok sahte Bitcoin adresini birbiriyle ilişkilendiren bu tür manşet haberlerin daha çarpıcı potansiyel sonuçlara odaklanmasını bekleriz. Ancak makale daha derine iniyor ve daha durumun daha derin bir anlamını ortaya koyuyor: Makaleyi okuduğumuzda, merkeziyetsiz Bitcoin teknolojisinin ilk yıllarındaki temel bir özelliğinden ziyade bir ideoloji olduğu olarak algılandığını görüyoruz.


Makalede, 2009'dan 2011'e kadar ağın başlangıcından tekil bireylere (ve bazı durumlarda yasal adlarına) kadar Bitcoin adreslerinin %99'undan fazlasını birbirleriyle ilişkilendirmek için madencileri tanımlamaya odaklanan yeni yaklaşımlarla birlikte Chainalysis ve Crystal Blockchain gibi firmalar tarafından ticari olarak sunulan benzer çeşitli akıllı adres bağlama teknikleri kullanılmış. Çalışma (halihazırda bilinen iki durum dışında) bu tür isimleri belirlemeye odaklanmasa da, kullanılan yöntemler hakkında yeterince bilgi sunuyor. Öyle ki, bu yöntemlerin sonunda Bitcoin topluluğundaki daha önce kim oldukları belirsiz olan kurucu figürlere dair önemli ölçüde açıklık getireceğini düşünüyoruz. 


Daha da derine inildiğinde, makale erken dönem Bitcoin ağına dair birkaç önemli veriyi ortaya koymakta. Bunlardan biri; bu erken dönemde BTC'nin madenciliğinin çoğunluğunu (adresleri saymaya dayalı önceki tahminlerin binde birinden daha az olan) 64 kişinin kazdığını gösteriyor. Bir diğer önemli veri de, hatırı sayılır bir süre boyunca %51 saldırılarının (sayıları genellikle 5 civarında dolaşan) birkaç kişilik küçük gruplar tarafından yapılabilecek olduğu, hatta o kadar ki, uzun süreler boyunca tek bir kişinin %51 saldırı yapabilecek olduğu görülüyor. (%51 saldırıları, tek bir veya bir grup madenci ağın hesaplama gücünün çoğunluğunun kontrolünü elde etmesini ve bunu genellikle diğer katılımcıları dolandırmak için piyasadaki işlemlerin sıralamasını değiştirmek, tersine çevirmek veya engellemek için kullanmasını ifade eder.)


Dahası, Bitcoin küresel, açık bir protokol olarak lanse edilmesine rağmen, kullanım öyle gösteriyor ki, bu ilk öncülere bağlı sosyal ağlar aracılığıyla, erken internetten Facebook'a doğru diğer yeni ortaya çıkan ağlara benzer şekilde akmış gibi duruyor.
 

Parayı takip

Bu durumun ekosisteme ilk etkileri aşikâr. Araştırmacılar, 2017'nin sonuna kadar yapılan neredeyse tüm işlemlerin, 64 unsurdan oluşan bu ilk grupla (dört ila altı sekmeli zincir işlemler üzerinden) bağlantılı Bitcoin adreslerine kadar geri gittiğini takip edebildiler. Tanımlanan seed'lerin genellikle bu tür kısa zincirler üzerinden izlenebileceği iyi bilinmekte. Bu nedenle araştırmacıların bulgularının, -yöntemleri tekrarlanır ve yaygın olarak uygulanırsa- Bitcoin'in mahremiyetinin çoğunu hızlı bir şekilde baltalaması bekleniyor.


Dahası, araştırmacıların bu az sayıdaki öncü madenciye dair sonuçlara ilk ulaşan olmadığı da gayet muhtemel: ABD Ulusal Güvenlik Ajansı NSA, Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı ve İsrail'in 8200 Birimi gibi kuruluşların bu bilgilere uzun süredir erişmiş oldukları, fakat bu gizemli mistisizmi açığa çıkarabilme kapasitelerini ve bu mahremiyetin sağladığı sanılan özel ve gizli mali kayıtlara erişim sağladıklarını ortaya koymamayı tercih ettikleri düşünülüyor.


Yeni bulgular, sadece Bitcoin ağında geriye kalan (sınırlı) gizlilik itibarını baltalama değil, aynı zamanda daha genel olarak Web 3'te kullanılan birçok kriptografik protokolün itibarlarını sarsma potansiyeline de sahip.


Yine de makalenin en önemli çıkarımları (daha az sansasyonel de olsa) aslında daha derin etkilere sahip.


Web 3 ve akademi

İlk ve belki de en önemlisi, bu makale, Web 3'ün özündeki konulara doğrudan değinen ana akım akademik araştırmalar arasında ortaya çıkan ilklerden biri.
 

Algorand, Avalanche ve Stellar gibi protokoller ve ikinci dereceden oylama gibi teknikler Akademik çalışmalardan ortaya çıkmış olsa da, akademi ve Web 3 arasındaki ilişki, akademinin gelişimin merkezinde yer aldığı orijinal internet ve yapay zeka gibi teknolojinin diğer alanlarından çok daha uzak olagelmiştir. Bu makalenin, makale tarafından kısmen vurgulandığı şekilde, verilen vaatlere ulaşmak ve alanın tehlikelerinden kaçınmak için kritik olduğuna inandığımız, Web 3 ile ilgili ciddi akademik çalışmaların ve katılımın olduğu yeni bir çağa girmemize yardımcı olacağını umuyoruz.
 

Makalenin yayınlanmasının bu kadar uzun sürmesi hayal kırıcı; makalenin birincil bulguları iki yıldan daha uzun bir süre önce bize gösterilmişti, fakat akademik inceleme süreci sonuçların halka ulaşma süresini yavaşlattı. Böyle hızlı hareket eden bir alanda, akademi camiası bu hıza yetişmeyi öğrenmeli, aksi takdirde konudan uzak kalacaklar. Bu uzaklaşma, tehlikeli bir şekilde, teknolojinin bilimsel anlayışın çok ilerisinde koşmasına izin vermesine neden olacaktır. Bunu COVID -19 ile öğrendik ve bu öğrendiklerimizi -daha az belli olsa da- büyük tehditler oluşturan ve hızla ortaya çıkan yeni teknolojilere uygulayabilmeliyiz.


Teknoloji yeterli değil

Makaleden öğrendiğimiz ikinci şey şu: Alanda aşırı şişirilmiş söylemlerle "dolmuşa getirilmiş" birçok kişi, sosyoteknik sistemlerin güvenliğini ve gizliliğini sağlamak konusunda teknik çözümlerin kendi başlarına sahip oldukları güçlerini ciddi bir şekilde abartıyor. Kriptografi ve fikir birliği mekanizmaları diğer korumaları tamamlamada önemli bir role sahip olsa da, genellikle yasalardan, sosyal normlardan, kurumsal itibarlardan vb. bağımsız haldeyken kendi başlarına oldukça kırılganlar.
 

Bu örnekte, Bitcoin, yaygın itibarının tam aksine devlet gözetimi için mükemmel bir araç haline gelmiş gibi görünüyor. Çünkü diğer geliştiriciler, dostlar ve onları bu bağlam içinde izlemek adına daha iyi kullanılabileceği anlaşılan topluluğa yönelik kredi kooperatifleri gibi eş topluluklarından finansal işlemlerini gizlerken diğer yandan sofistike devlet güvenlik kurumlarına karşı takma adla korunduğuna inandıkları faaliyetlerini ortaya çıkarıyor.


Daha genel olarak, "Küresel Devletler" gibi küresel protokollere güvenerek ara kurumlara ve organizasyon biçimlerine olan ihtiyacı ortadan kaldırmaya çalışan yaklaşımlara karşı şüpheyle bakıyoruz: “Küresel devletler” genellikle ulus devletler için giriş noktaları.


Bitcoin'in mitik desantralizasyonu

Üçüncüsü, makale sadece Bitcoin etrafındaki takma ad gizemini değil, aynı zamanda (teknik) desentralizasyon gizemini de ortadan kaldırıyor. Bitcoin'in devamlılığını sağlayan şey teknik desantralizasyonu değil, (kriptografi konferansları ve çevrimiçi forumlar aracılığıyla) birbirlerini ve görevlerini biliyor gibi görünen az sayıda insanın sisteme saldırmama kararıydı.


Bu “fedakar” davranışı ne motive etti? Birbiriyle ilişkili iki muhtemel neden olduğuna inanıyoruz: Sistemin asla başarısız olmadığı öngörüleriyle gelecekteki finansal kazanç potansiyeli ve ilk liderlerin büyük ölçekte sınanmasını görmek istedikleri teknik desantralizasyon vizyonu.


Bu nedenle, desantralizasyonun sistemin teknik bir özelliği olarak değil, ideolojik bir ilham kaynağı ve gücün temeli olarak işlev gördüğüne inanıyoruz. Bu tür (genellikle yanlış) mitler uzun zamandır bir dizi sosyal hareketin temeli olagelmiştir.


Birçoğu belki Musa adında bir adamın tarihsel varlığına veya denizleri yarma kapasitesine karşı çıkıyor, ancak binlerce yıllık sıkıntılarla Yahudi halkının hayatta kalmasını sağlamasına yarayan hikayesinin gücünden şüphe duyan insan sayısı çok az. Yine de son derece ironik olan şey, bir efsane olarak “desantralizasyon”un tam olarak geleneksel kurumsal bağlardan kaçınmayı ve bunun yerine bözim gördüğümüz kadarıyla garantiler sağlamayı amaçlaması. Ancak onun yerine desantralizasyon efsanesi, yerine koymak istediği şeyin aslında tam olarak kopyalanması için mükemmel bir temel sağladı.


Bizi bekleyen yol

Son olarak, makale, desantralizasyon'un mitsel hayal gücünden ziyade teknik tasarım ve pratik uygulamada işe yaraması için gerekli olabileceklere işaret ediyor. Bitcoin, diğer teknolojik platformlar gibi ağ etkileri gösterir. Ağ etkileri ise… ağlar üzerinden yayılır. Ve ağlar olduklarını iddia ettikleri küresel açık sistemler değil. Bu nedenle, erken benimseyenlere ayrıcalık sağlamak için tasarlanırlarsa, erken katılımcılara büyük ölçüde güç veren diğer teknolojik sistemlerin geniş, keyfi ve baskıcı eşitsizliklerinin aynısını yapmış olacaklar demektir.


Orijinal internet, “güven ağları” ve Spritely Projesi gibi son dışavurumlar da dahil desantralizasyona yönelik diğer yaklaşımlar, ağ tabanlı kullanımların yayılmasıyla gelen güç konsantrasyonlarını doğrudan dengelemeye çalışmıştır. Anlamlı desantralizasyon, basit "açıklığın" bunu başaracağı varsayımı değil, "ağ gücünün" farkında olmayı ve buna bilinçli olarak karşı koymayı gerektirir.
 

Desantralizasyon uzun zamandır internetin temel hayali. Bilgisayar bilimcisi ve psikolog J. C. R. Licklider'in Sovyet nükleer saldırısından kaçınmak için, daha sonra internete dönüşen ARPANET'i kurduğunda ABD Savunma Bakanlığı'nın Gelişmiş Araştırma Projeleri Ajansı (ARPA) liderlerine yaptığı konuşmanın ana teması da aynı konu üzerineydi.
 

Desantralizasyon, ona yatırım yapmak için uyumlu ve genellikle merkezileştirilmiş çabalar sayesinde çeşitli, genellikle geçici süreler boyunca elde edilmiştir. Ancak kalıcı desantralizasyon, yalnız dâhi hackerlar ve finansal spekülasyonlar sayesinde gerçekleşmekten ziyade; geniş kamu ilgisi, farkındalığı ve bunun gerçekleşmesi için çalışan bir dizi meşru kurumun, güçlerinin bir kısmı pahasına bile olsa, (geçtiğimiz yılki Sovyet nükleer saldırılarına paralel siber saldırılar gibi) korktukları sonuçlardan kaçınması sayesinde gerçekleşebilecektir.
 

En büyük umudumuz, Web 3 etrafındaki heyecanın, bu makale gibi akademik çalışmalar ve desantralizasyonu daha istikrarlı bir gerçeklik haline getirmek için teknolojideki güç yoğunlaşması ve otoriter hükümetler hakkındaki kamuoyu endişesi ile birleşebilmesidir.




Günün Gelişmeleri İçin E-Bültenimize Abone Olun

E-Bültenimize abone olarak onaylamış ve CoinDesk Türkiye ürün ve hizmetleri için iletişim kurulmasına izin vermiş olursunuz.


YASAL UYARI

Bu sitede yer alan yatırım bilgisi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihlerini dikkate alarak, kişiye özel olarak sunulmaktadır. Bu sitede veya e-bültenlerimiz kapsamındaki sözel, yazılı ve grafiksel dahil olmak üzere tüm bilgi ve analizler; herhangi bir karara dayanak oluşturması noktasında herhangi bir teminat, garanti oluşturmamakta ve yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla paylaşılmaktadır. Coindesk Türkiye hiçbir şekil ve surette ön onay, ihbar ve ihtara gerek olmaksızın söz konusu bilgileri değiştirebilir veyahut silebilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı vermeniz beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu sitedeki yorumlardan, eksik bilgi ve/veya güncel olmama gibi konularda ortaya çıkabilecek zararlardan Coindesk Türkiye ve çalışanlarının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

Jaron Lanier, yaygın olarak sanal gerçekliğin babası olarak kabul edilen bir teknoloji uzmanı, sanatçı, yazar, fütürist ve besteci.

Jaron Lanier, yaygın olarak sanal gerçekliğin babası olarak kabul edilen bir teknoloji uzmanı, sanatçı, yazar, fütürist ve besteci.

Fiyatları İncele

Kripto Varlık

Sosyal Meyda Trendi

Trendleri İncele

Trend Haberler

1
Avrupa'nın MiCA'sı Hazır. ABD’nin Hamlesi Ne Olacak?

28 Haziran 2024 23:03

Kripto Varlık

Sosyal Meyda Trendi

Trendleri İncele

Kategoriler

Yazarlar

Piyasalar

Şirketler

E-Bülten

Politika

Teknoloji

Kripto Paralar

Hakkında

Hakkında

Kişisel Verileri Koruma Kanunu

Künye

Çerez Politikası

Reklam Verin

KVKK Başvuru Formu

İletişim

Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası


Yasal Uyarı: Bu sitede yer alan yatırım bilgisi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihlerini dikkate alarak, kişiye özel olarak sunulmaktadır. Bu sitede veya e-bültenlerimiz kapsamındaki sözel, yazılı ve grafiksel dahil olmak üzere tüm bilgi ve analizler; herhangi bir karara dayanak oluşturması noktasında herhangi bir teminat, garanti oluşturmamakta ve yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla paylaşılmaktadır. Coindesk Türkiye hiçbir şekil ve surette ön onay, ihbar ve ihtara gerek olmaksızın söz konusu bilgileri değiştirebilir veyahut silebilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı vermeniz beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu sitedeki yorumlardan, eksik bilgi ve/veya güncel olmama gibi konularda ortaya çıkabilecek zararlardan Coindesk Türkiye ve çalışanlarının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

@2022 CoinDesk