Sponsorlu İçerik

Layer 2

E-Bülten

Teknoloji

Metaverse’de Nasıl Ayakta Kalınır?

Bu kurgu makalede genç bir kadın New York City’deki ev fiyatlarının çok pahalı olmasından dolayı metaverse’de bir ev alıyor. Ancak sanal dünyaların da maliyeti var.

29 Mayıs 2022 09:25

Güncellenme: 25 Ağustos 2022 16:18

Günün en güzel anı kahve almaya gitmekti. İlgisiz ev arkadaşıyla yaşadığı apartman dairesinden çıkıp iki sokak ötedeki kafeye yöneldi. Her siparişinde kendine özel bir şeyler isterdi. Bugün kurabiye, krema ve badem aroması üzerinde vanilya köpüğü ve son olarak da tat vermesi için biraz yeşil fıstık. Bu karışımın içerisinde kahve de vardı ama sanki bir yardımcı oyuncu gibiydi. Her zaman en büyük boy ve buzlu söylerdi.


“32,85 dolar” dedi barista.


Hiç de ucuz değildi ama New York gibi bir yerde başka ne alabilirdi ki? Şehir, enflasyon kontrolden çıkmadan önce de pahalıydı ancak artık yaşanmaz hale gelmişti. Tasarım işinde olmasına rağmen mütevazı bir ev veya araba alması bile söz konusu olamıyordu. Hatta şöyle alengirli bir mobilya bile bütçesini aşıyordu. Zaten koyacak yeri de yoktu. Ev sahibi iki ay içinde kirayı artırmayı planlıyordu. Büyük olasılıkla evden çıkması gerekecekti ama nereye gideceğini bilemiyordu. 


“Eee, ne var ne yok bakalım” dedi barista. Taşınma işinden bahsetti çünkü gerçek anlamda konuştuğu çok az sayıda insandan biri bu baristaydı. Aslında baristanın hali ondan beterdi. Çok küçük bir dairede yaşıyordu ve her gün 90 dakikalık bir yoldan gelmesi gerekiyordu. Bizimkisi baristanın çalışma saatlerini öğrendiği için kahve işini onun mesaisine denk getiriyordu. Barista da onunla sohbet etmekten keyif alıyor gibiydi. Hatta bazen biraz geriliyordu. Uzun boyluydu ve anlamlı bakan gözleri vardı. Ve gördüğü en güzel spor ayakkabı koleksiyonuna sahipti.


“Şu anda iki seçeneğim var. Ya ailemin yanına taşınacağım ya da şehri terk edeceğim. Ama nereye gidebilirim bilmiyorum. Yani evet durumun bir harika. “


“Iroverse’de arazi almayı düşündün mü hiç?” 


“Nerede?”


“Iroverse. Sanal bir dünya. Kurucu ortaklarından biri okuldan arkadaşım. Geçen ay açıldı. “


“Sanal dünya derken?”


“Sanal bir evren işte. Oyun gibi.”


“Ha tamam.”


Bu diyalogdan bir anda soğumuştu. Birkaç yıl önce metaverse şeyini denemişti ama bir türlü ısınamamıştı. O günlerde VR çok körüydü ve avatarını ekranda ileri geri oynatmak için klavyeyi kullanması gerekiyordu. Bir anda kendini pikselleşmiş bir dünyada ve endüstriyel alanlarda yapayalnız bulmuşu. Diğer herkes neredeydi? Buradan çıkıp en az bu dünya kadar sıkıcı ve yalnızlaştırıcı dairesinin ortamına dönmekten neredeyse mutlu olacaktı. 


Sonraki dönemde birçok değişim olduğunun farkındaydı. Örneğin VR artık o kadar kötü değildi. Kaba gözlüklerin yerine yalın ve hafif gözlükler gelmişti. Bunları kullanarak odasından çıkmadan yürüyüşlere katılabiliyor, yabancılarla tenis oynayabiliyor veya Çin’deki dağların ve nehirlerin üzerinden uçabiliyordu. Sanal arazi alma ve satma işini duymuştu ancak bu ona gereksiz ve karmaşık bir şeymiş gibi geliyordu. Zaten gerçek hayatta yeterince derdi vardı. 


O anda Iroverse muhabbeti yapmak istemiyordu ama eve gidip sıkıcı arkadaşı ve pasif-agresif kedisiyle takılmak daha da can sıkıcı olacaktı.


“Orada arazi almak mı?”


“Ben kendi arsamı yeni aldım. Çok büyük değil ama yeri harika ve üzerine bir ev inşa etmeye yeter. Tasarıma başladım bile. Arkadaşlar da yardım ediyor. Artık bir evim olacak” dedi gülerek barista. Bizimkisi de heyecanlanmıştı.


“Ama… Neden?”


“Çünkü her gün yol gitmekten bıktım ve kendime ait bir yer istiyorum.”


“Ama orada gerçek anlamda yaşayamazsın.”


“Bu yatırım amaçlı bir mekân. Eğer Iroverse başarılı olursa ki ben olacağına inanıyorum, orayı satıp New York’ta bir yer alacağım.”


“Vay” dedi bizimkisi. Zira ne diyeceğini bilememişti. Sonrasında arkasında sıra olduğunu fark etti. İnsanlar söylenmeye başlamıştı.


“Sanırım gitsem iyi olur.”


Bir anlık duraksama oldu. Barista, “Bu akşam oradayım neden bir gelip bakmıyorsun?”


İlk defa kafe dışında bir buluşma imkânı oluşmuştu. 


“Tamam, bir uğrarım.”


***


Iro’nın farklı olduğu ilk anda anlaşılıyordu. Öncelikle kullanması kolaydı. Gözlüğünü taktı ve bir anda evrenin içinde buldu kendini. İkincisi, tasarımcılar çok iyi iş çıkarmıştı. Dünya muhteşem ve ışıltılı görünüyordu. Sonsuz uzunlukta bir yeşil alandaydı. Çimlerin üzerinde çiğ taneleri ve rengarenk çiçekler vardı. Yukarıda masmavi gökyüzünde solgun bir yarım ay yükseliyordu. Akşam oldukça mavilik koyulaştı ve ay daha da parlak hale geldi.


Bir avatar oluşturdu. Yüz şeklini, saç stilini ve göz rengini kendininkilere benzer yaptı. Sanki bir randevuya gidermiş gibi özenle kıyafetlerini seçti. Birçok kıyafet denedikten sonra beyaz bir elbisede karar kıldı. Sistem büyük boy bir turuncu çanta takmasını tavsiye etti. Böyle bir dünyada çantayı ne yapacaktı ki? İçine ne koyabilirdi? Tam güneş gözlüğü alacaktı ki akşam olduğunu fark etti. 


Barista yanında belirinceye kadar oldukça şık olduğunu sanıyordu. Baristanın kot pantolonu farklı bir tarzdaydı. Kırmızı sweatshirti sanal üstüne bire bir uyuyordu. Altın ışık huzmeleri saçan bir spor ayakkabı giyiyordu.


Bizimkisi, baristaya kıyasla ezik kalmıştı. 


“Bu ayakkabılar. Bunlar gibi bir şey görmemiştim.”


“Evet. Iro’nun ilk turuna katılanlara verilen özel bir hediye.” Baristanın vücut dili ve mimikleri gerçek hayattakilere benziyordu. Kendi beyaz kıyafetine üzüntüyle göz gezdirdi.


“Çantana baksana” dedi barista.


Çantasında baristanınkine benzer bir çift ayakkabı vardı ama altın değil gümüş renkteydi. 


“Ciddi misin?”


“İlk tura hoş geldin. Burası biraz kalabalık ama arkadaşıma söyledim seni içeri aldı.”


***


Iro’nun ilk turunda sadece birkaç bin kişi vardı ve bunların çoğu kurucu ekibin eşi dostuydu. Diğerleri de bu dünyaya dahil olmak için hızlı davranan meraklılardı. Yakında oyun herkese açık hale gelecektir. Dünya, yeni olduğu için çok fazla sayıda arazi boştu. Birkaç günlük incelemeden sonra bir yer almak istedi. Önünde koca bir harita duruyordu. Bazı alanlar çoktan alınmıştı. Dolarlarıyla dünyanın kendi para birimi olan IVRS aldı ve sonra haritanın uç noktalarına yakın bir yerden küçük bir arazi satın aldı. 


Bu alımdan sonra duyduğu heyecana kendisi de şaşırdı. Her zaman kirada oturmuştu ve kaderini New York’un emlak sahipleri belirliyordu. Kendine ait bir yeri olacağını hayal bile etmemişti. Artık blokzinciri üzerinde sonsuza kadar kalacak bir tapusu vardı. Bu alanla ne isterse yapabilirdi. Kimse elinden alamazdı.


Hemen inşaata başladı. NYC’deki dairesinin tam tersi bir yer yapmak istiyordu. Hafif ahşaptan yüksek tavanlı, minimal dekorlu bir alan tasarladı. Duvarlar beyazdı ve iç açıcıydı. Iro bazı malzemeleri ücretsiz sağlasa da ekstralar için IVRS harcaması gerekiyordu. Örneğin büyük bir pencere satın aldı. Artık ilerideki denizin görüntüsünü net biçimde görebiliyordu kendini bu işe tamamen kaptırmıştı. Iro’da inşaat yapmak ve tararım oluşturmak üzerine bir forum sayfası bile bulmuştu. 


Çalışmadığı ve uyumadığı her anını geliştirmekle meşguldü. Hatta kafeye bile gitmiyordu zira barista da sürekli Iro’daydı. Baristanın evi içinde bir bar ve bir pikap olan küçük, kahverengi bir kutu gibiydi.


Sonunda bitirmişti. Bina çok süper değildi, tavan da biraz yamuk gibiydi ama olsun. Sonunda küçük, iki katlı bir evi olmuştu. New York’daki dairesinde pencereden tek gördüğü bitişik apartmandı. Üst kattaki komşusu biraz hızlı yürüse tavanından toz dökülüyordu. Şimdi ise evdeki merdivenden çıplak ayakla iniyor, devasa penceresinden dışarı izleyebiliyordu. En son ne zaman bu kadar mutlu hissettiğini hatırlamıyordu. 


Iro’dan çıkıp sandviç yapmaya gitti. Ev arkadaşı masada diz üstü bilgisayarıyla çalışıyordu ve kağıtları ve kahve fincanları tüm masayı kaplamıştı. Kafasını kaldırıp selam verdi. Arkadaşının ne iş yaptığını tam olarak bilmiyordu bile. Tezgâhın üzerindeki gri kedi kendince takılıyordu. Bizimki de hafifçe gülümsedi. Zira başka bir yerde yeni bir hayat kuruyordu.


Zamanının büyük kısmını evinde yalın ayak yürüyerek ve merdivenleri inip çıkarak (evet evinde merdiven vardı!) geçiriyordu. Ayrıca küçük bahçesine gül de dikiyordu. Barista artık daha az ziyarete geliyordu çünkü evinin önünde DJ’lik yapıyordu. Bir keresinde dinlemeye gittiğinde küçük bir kalabalığın toplandığını gördü. Aralarında çok şık kadınlar da vardı. İnsanlar baristaya IVRS olarak bahşiş veriyordu ve hatta bir şirket evine küçük bir reklam vermişti.


Evini hâlâ seviyordu ancak etrafı fazla boştu. Ücra bir yerdeydi. İlk zamanlarda hoşuna giden boşluk hissi artık biraz tuhaf geliyordu. Artık emlak fiyatlarının mantığını çözmüştü. Bir tuşa basarak dünyanın herhangi bir yerine gidebilecek olsa da sosyal aktivitelerin haritanın merkezinde toplandığını anlamıştı. 


Daha büyük bir sorun ise gerçek hayattaki ev sahibinin kirayı artırma niyetiydi. Elinde avucundaki parayı Iro’da harcamıştı. Elindeki dolarları sık sık IVRS’e geçiriyor ve dijital bahçe malzemelerinden boyaya kadar birçok şey alıyordu. En abartı alımı ise bir sanal attı. At içim ahır ve saman da gerekiyordu. Barista Iro’da para kazanıyorsa kendisi de kazanabilirdi. 


Nasıl para kazanacağı fikri bir tesadüf eseri ortaya çıktı. Barista DJ setine ara vermişti ve Iro’da bir kafede buluştular. Parlak yastıkları ve esintili bir verandası olan kafe güzeldi ama kahveler çok kötüydü. Sadece bir bardak ve içerisinde mürekkebe benzer bir sıvı vardı. Kafe sahibinin önemli bir detayı atladığını fark etmişti.


“Kafe sahibinin duymaması için fısıltıyla konuştu: “Gerçek hayatta kimse böyle bir şey satın almaz.”


Elini kaldırdı ve bir kalem belirdi. Parlak pembe ve ışıltılı buzları olan cazip görünümlü bir içecek çizdi. Üzerine krema ve kırmızı çilekler ekledi.


Barista, “İşte budur. Bunu NFT olarak satabilirsin.”


“Gerçekten mi?”


"Bunu bir düşün: sonsuza kadar senin olacak bir çilekli latte.”


***


İçecek üretmeye ve DJ çalarken evinin önünde bunları satmaya başladı. Bu kadar talep göreceğini bilemiyordu ama insanlar almak için can atıyorlardı. Millet bayılmıştı. Macha, chai ve hatta meyve aromaları de ekliyordu. Her bir içecek biricikti ve talebe yetişmekte zorlanıyordu. Cüzdanına sürekli bir IVRS girişi vardı. 


Iro ikinci tura başlamıştı ve daha fazla insan bu dünyaya giriyordu. Hatta üçüncü tur için bekleme listesi oluşmuştu. Artık harita da boş görünmüyordu. Her yerde evler bitiyordu. Gerçi bizimkinin mahallesi hâlâ tenhaydı.


Baristanın evinin hemen yakınında meşhur bir rap şarkıcısı ev aldı ve bölge hayranlarının işgaline uğradı. Rapper ne zaman konser verse barista da DJ’lik yapıyordu. Baristanın küçük evi bu kalabalıktan yararlanmak isteyen markaların reklamlarıyla dolup taşmıştı. Bu kalabalık içecek satışını da artırmıştı. 


Artık baristayı çok az görebiliyordu. DJ’lik yaptığı zamanlarda da etrafında kalabalık oluşuyordu. Bir kere yanına yaklaşıp “hey” demişti ama onu duymamıştı bile. Ya da duysa da cevap veremeyecek kadar dalgındı.


Baristayla sohbet etmeyi özlemişti ama bunu düşünecek vakti yoktu. İşi çok iyi gidiyordu. IVRS artık bir dizi kripto borsasında da listeleniyordu. Gazeteciler Iro’nun manzarasından etkilenmişlerdi ve Amerika’nın en önemli yayınlarında haberler çıkıyordu. Ünlü oyuncular, sporcular ve şarkıcılar geliyor, milyonlarca dolar harcayarak haritanın her yerini dolduruyorlardı. IVRS’in değeri yüzde 1000’den fazla artmıştı. Evinin değeri de zıplamıştı ve bundan şikayetçi değildi. 


Sonra bir gün olan oldu. Bir kadının elinde çok güzel görünümlü bir kahve gördü. Ve bu kendisinin tasarımı değildi. Bardağa zoom yapınca dünyaca ünlü bir kahve markasının logosunu fark etti. Bu şirket haritanın merkezinde çok değerli bir yer almıştı. Her alanı reklamla doldurmuştu. Dünyanın en yaratıcı tasarımcılarını işe alarak inanılmaz içecekler tasarlamaya başlamıştı. Ayrıca sürekli bedava içki veriyor ve karmaşık bir ödül programı yürütüyorlardı. 


Bizimkisi işe daha da sarıldı. Yeni tasarımcılar tuttu, yeni yazılımlar satın aldı ve daha renkli bir palet oluşturdu. Birçok da reklam verdi ancak büyük markanın yanına bile yaklaşamıyordu. Küçük işletmesini ayakta tutmak için savaşırken gerçek hayattaki müşterileri sürekli arayıp “nerelerdesin” diye soruyorlardı. Artık sadece yarı zamanlı çalışıyordu ve işi tamamen bırakmayı düşünüyordu. 


Ancak henüz bırakamazdı. Paraya ihtiyacı vardı. Iro neredeyse gerçek hayat kadar pahalı hale gelmişti. Elindeki tüm parayı IVRS’e çevirdiği için hesap bakiyesi eksiye düşmüştü. Ev sahibine evden çıkacağını söylemişti ama nereye gideceğini bilemiyordu. Geceleri 2-3 saat uyulabiliyordu. Hatta ilgisiz ev arkadaşı bile onu merak etmişti.


“Her şey yolunda mı?”


“Bilirsin takılıyorum işte.”


Başını salladı ve işine geri döndü.


Barista da kopmuştu. Çoğu zaman mesajlara cevap vermiyordu. Bir gün onu izlemeye gitti. DJ programı bittikten sonra yoğunluktan çöktüğünü gördü. Artık o da dünya çapındaki DJ’ler ile rekabet etmek durumundaydı. Tam yanına gidip konuşacaktı ki DJ setinin arkasındaki reklamdaki logo dikkatini çekti. Barista rakip kahve zincirinin reklamını almıştı. Gözlerine inanmıyordu. O kadar ihanete uğramış hissetti ki yerinden kımıldayamadı. O gece Iro’dan çıktı ve birkaç saat boyunca girmedi.


***


Yan parsele genç bir çift taşındı. Artık penceresinden baktığında denizi değil bu çiftin evinin bahçesini görüyordu. Bu yetmezmiş gibi çiftin bir de pahalı görülen ve sürekli gezinen bir kedisi vardı. Koddaki bir gariplik yüzünden kedi ne zaman bizimkinin atına yaklaşsa at kişniyordu. Şimdi cüzdanında kalan az sayıda IVRS’i harcayarak bir çit yapması ve kediyi uzak tutması gerekiyordu. 


Yaptığı içecekler hâlâ talep görse de menüyü genişletmesi ve kokteyllere de girmesi gerekti. Daha fazla kişi işe aldı. Malzemeler pahalıydı ve zar zor başa başı tutturuyordu. Tek avuntusu elinde bir evi olmasıydı. 


Ancak bu yatırım bile risk altındaydı. Evinin Iro’da bir değeri vardı ama sadece Iro’da değerliydi. Eğer bu dünyaya bir şey olursa ev de buharlaşıp gidecekti. Her geçen gün yeni ünlülerin dahil olduğu Iro’da hayat her zamankinden daha renkliydi ama platformun para birimi şüphe uyandırıyordu. IVRS kimi zaman yüzde 20 kimi zaman yüzde 30 düşüyordu ve sonra toparlanıyordu. Bizimkisi uyuyamadığı gecelerde sürekli paranın değerini takip ediyordu. Fiyatlar kimi zaman bir hack yüzünden kimi zaman da bir yetkilinin metaverse’ü bir balon olarak nitelendirmesinde etkileniyordu. Bazen de hiçbir neden olmadan düşüşler yaşanıyordu. 


***


Bir gün gül kurusu rengi gökyüzüne bakarken baristanın geldiğini gördü. Kapıyı çaldı ama bizimki açmadı. Reklam konusunda hâlâ kırgındı. Onun da zor günler geçirdiğini bilse de o an uzak durmak istedi. Onu bu çılgın dünyada nasıl yalnız bırakmıştı? Kapıyı açmadığı için baristanın gönderdiği mesajı bir konuşma balonu şeklinde gördü.


“Seninle konuşmamız lazım. Lütfen.” Bizimkisi görmezden gelecekti ama baristanın vücut dili acil bir durum olduğunu gösteriyordu. Bir sağa bir sola yürüyordu. Cevap verdi:


“Ne oldu?”


“Benimle dışarda, eski kafede buluş. Ben yakındayım.”


“Buradan konuşamaz mıyız? Yeni bir ürün lansmanına hazırlanıyorum.”


“Hayır. Konuşamayız. Dışarıda görüşmemiz lazım” dedi ve yok oldu. Iro’dan çıkış yapmıştı. 


Tuhaf bir durumdu. Uzun zaman önce o kafeden ayrılmıştı, şimdi neden orada buluşmak istiyordu? Gerçekten içilebilir bir kahve görmeyeli uzun zaman olmuştu gerçi. Bir şeylerin ciddi anlamda ters gittiğini anladı. Iro’dan çıkış yaptı ve güneşli bir günde sokağa adım attı. Bu arada yaz da gelmişti. 


Barista kafede, dışarıdaki masalardan birinde oturuyordu. Hayranlarına çalan bir DJ’den çok daha farklı görünüyordu. Gözlerinin altı şişti, beti benzi solmuştu. Bol bir pantolon ve lekeli bir tişört giyiyordu. Göz teması bile kuramıyordu. 


“Dinle. Bunu sana söylememem lazım. Kimse bilmiyor. Iro’nun kurucu ekibi berbat durumda. CEO’nun üç tane daha projesi var ve birinden soruşturma yedi. Hemen Iro’dan çık. Hemen, bugün.”


Ayağa kalktı. “Gitmem lazım” dedi ve uzaklaştı.


“Hey” diye bağırdı arkasından, DJ şovlarında yaptığı gibi. Barista dönüp baktı.


“Teşekkür ederim.”


***


Hemen eve gitti ve evini satışa çıkardı. Anında satıldı. IVRS tepe değerinin altında olsa da evi aldığının çok üzerinde bir fiyata alıcı buldu. Para cüzdanına gelir gelmez hemen dolara çevirdi.


Üç gün sonra gerçek hatta bir apartman dairesi tutmuştu. Hâlâ ev alacak durumu olmasa da temiz ve ferah bir daireye taşınacaktı. Ev arkadaşı ve kedi de yoktu.


İki gün sonra Iro CEO’su Kaliforniya’da tutuklandı. IVRS’in değeri yüzde 80 düştü.


Tam zamanında kaçmakla iyi yapmıştı. Artık o dünyada var olamayacağını anlamıştı. Neyse her zaman başka oyunlar olacaktı.


Barista’ya mesaj attı: “Sırada hangi dünya var?”


Barista’dan bir harita geldi. 


Günün Gelişmeleri İçin E-Bültenimize Abone Olun

E-Bültenimize abone olarak onaylamış ve CoinDesk Türkiye ürün ve hizmetleri için iletişim kurulmasına izin vermiş olursunuz.


YASAL UYARI

Bu sitede yer alan yatırım bilgisi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihlerini dikkate alarak, kişiye özel olarak sunulmaktadır. Bu sitede veya e-bültenlerimiz kapsamındaki sözel, yazılı ve grafiksel dahil olmak üzere tüm bilgi ve analizler; herhangi bir karara dayanak oluşturması noktasında herhangi bir teminat, garanti oluşturmamakta ve yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla paylaşılmaktadır. Coindesk Türkiye hiçbir şekil ve surette ön onay, ihbar ve ihtara gerek olmaksızın söz konusu bilgileri değiştirebilir veyahut silebilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı vermeniz beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu sitedeki yorumlardan, eksik bilgi ve/veya güncel olmama gibi konularda ortaya çıkabilecek zararlardan Coindesk Türkiye ve çalışanlarının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.


Emily Parker

Emily parker CoinDesk'in küresel içerik yöneticisidir. Emily, ABD Dışişleri Bakanlığında internet özgürlüğü ve dijital diplomasi alanlarında çalıştı. Ayrıca Wall Street Journal ve The New York Times'da editörlük yaptı. Aya piyasalarına odaklanan LongHash adlı bir girişimin de kurucusudur. Bitcoin, Ether ve eser miktarda diğer kripto paralara sahiptir.

Fiyatları İncele

Lider Kripto Para Borsası

Kripto Varlık

Sosyal Meyda Trendi

Trendleri İncele

Trend Haberler

Kategoriler

Yazarlar

Piyasalar

Şirketler

E-Bülten

Politika

Teknoloji

Kripto Paralar

Hakkında

Hakkında

Kişisel Verileri Koruma Kanunu

Künye

Çerez Politikası

Reklam Verin

KVKK Başvuru Formu

İletişim

Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası


Yasal Uyarı: Bu sitede yer alan yatırım bilgisi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihlerini dikkate alarak, kişiye özel olarak sunulmaktadır. Bu sitede veya e-bültenlerimiz kapsamındaki sözel, yazılı ve grafiksel dahil olmak üzere tüm bilgi ve analizler; herhangi bir karara dayanak oluşturması noktasında herhangi bir teminat, garanti oluşturmamakta ve yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla paylaşılmaktadır. Coindesk Türkiye hiçbir şekil ve surette ön onay, ihbar ve ihtara gerek olmaksızın söz konusu bilgileri değiştirebilir veyahut silebilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı vermeniz beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu sitedeki yorumlardan, eksik bilgi ve/veya güncel olmama gibi konularda ortaya çıkabilecek zararlardan Coindesk Türkiye ve çalışanlarının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

@2022 CoinDesk