Yazarlar

Piyasalar

Şirketler

Teknoloji

Öğren

Politika

DeFi

TV&Video

Podcast

Etkinlikler

Sponsorlu İçerik

Consensus Magazine

E-Bülten

Teknoloji

Coindesk Türkiye Özel: Prof. Dr. Acar Baltaş ile Metaverse’ün Psikolojisi Üzerine…

Psikolog ve yönetim bilimleri alanında önde gelen fikir önderlerinden Prof. Dr. Acar Baltaş ile merkeziyetsiz dünyada kimlik ve psikolojik etkiler üzerine bir sohbet…

5 Haziran 2022 12:27

Güncellenme: 5 Haziran 2022 12:40

Metaverse neden bu kadar çok konuşuluyor? İnsanlar neden alternatif bir gerçeklikte var olmak ister? 


İnsan doğası gereği sahip olduğundan fazlasını ister. Eğer mümkünse de buna zahmetsiz ve kolay ulaşmak ister.1980’lerden başlayarak, Nicola Tesla’nın hayalinin gerçek olup ağ üzerinde etkileşimin giderek günlük hayatın bir parçası olması ve metaverse ile yeni bir evreye girmesi bunu mümkün kılma ihtimalini doğuruyor. Metaverse aleminde insanların birbirleriyle dijital kimlikleri ve avatarlarıyla etkileşim içinde olmaları ve bir bakıma bilimkurgu hayallerinin gerçekleşmesi insanlar için fazlasıyla ilgisi çekici oluyor. Çünkü sanal gerçeklik dünyasında kendi yarattığı öte evrende dolaşan kişi istediği filmi izleyebilir, maçı stadyumun en iyi yerinden seyredebilir, dilediği kenti gezebilir ve hatta taktığı başlığa bağlı sensörlerle dünyanın bir ucundaki bir restoranda avatarıyla boy gösterebilir, ünlü şefin hazırladığı suşileri (sanal olarak) yiyebilir ve seçtiği arkadaşlarıyla bir araya gelebilir. Bu durumun insanları ne kadar mutlu edeceğini, lezzet reseptörlerinden geçmeyen sanal suşinin ne kadar haz vereceği henüz bilinmese bile, bu olasılıkları düşünmek insanları heyecanlandırıyor.


Metaverse’ün insan psikolojisine etkileri nasıl olacak? Olumlu ve olumsuz açıdan değerlendirdiğimizde nasıl bir tablo ortaya çıkıyor? 

 

Henüz metaverse kullanımı konusunda yapılmış araştırma bulunmuyor ancak oyun sitelerinde ve sanal gerçekliğin hakim olduğu ortamlarla geçirilen zaman konusunda yapılmış çok sayıda araştırma bulunuyor. Aşırı teknoloji kullanımının akıl ve ruh sağlığını nasıl etkileyeceği konusunda ip uçları veren çok sayıda araştırma var. Phil Reed’in Psychology Today’deki derlemesi bu konuda yaşanacaklar konusunda fikir veriyor. Sanal etkileşim içine girmenin en çarpıcı sonucu, Şizoid eğilimli insanların yaşadığı algısal bir bozukluk olan halisünasyon (olmayanı görme/varsanı) ve bilişsel bir bozukluk olan hezeyanları (akıl dışı olana inanma) kışkırtması ve patolojilerini büyütmesi kaçınılmaz. Klinik bir sınırda olmayan “kafaya takma” (overvalued ideation) sorunları olan kişileri kolayca hezeyana yöneltmesi çok muhtemeldir. Bu açıdan öte evren psikotikler ve psikotik sorun potansiyeli olan kişiler için büyük bir tehdit oluşturuyor. Şizoid eğilimi olan kişiler çabuk öfkelenir, otoriteyle çatışır, otoritenin koyduğu kurallardan şikayet eder, bilerek insanları sinirlendirir, kin tutar, ve kendi davranışının yol açtığı sonuçlardan başkalarını suçlar. 


Doğacak olumsuz sonuçlar bunlardan ibaret değil. Yoo ve arkadaşlarının Kore’li çocuklar ile ilgili araştırması, dijital teknolojinin aşırı kullanımının somatik semptomlarda yüzde 6, depresyon semptomlarında yüzde 4, paranoid fikirlerde ve ciddi akıl sağlığı sorunlarında binde beş artış olduğunu ortaya koymuş. Facebook’un sanal gerçeklik evrenini günlük yaklaşık 1.9 milyar kişi tarafından kullanılacağı öngörüsü, metaverse’in toplumdaki psikotik nüfus üzerindeki yıkıcı etki yapacağını düşünmek abartı olmaz. Facebook’un Reallity Labs Bölümü, başkalarıyla oyun gibi etkileşim içinde olmanın yaratacağı duyguları yakından araştırıyor.


Problemli internet kullanımı (PİK) olan 20-30 yaşlarındaki 100 kişi incelendiğinde bu kişilerde depresyon, kaygı ve güçlü şizoit eğilimler saptanmış. Ayrıca PİK ile depresyon ve kaygı arasında sıkı bir ilişki olduğu öteden beri biliniyor. Mittal ve arkadaşları da ergenlik dönemindeki şizoit kişilerin, aşırı Facebook kullanmalarıyla PİK arasındaki ilişkiyi göstermiş. Kısacası aşırı dijital kullanım ile şizoit semptomlar ve şizofreniye paralel diğer psikozlar arasında güçlü bir ilişki olduğu tartışma götürmeyecek kadar açık.

Hou ve arkadaşları, sosyal medyayı uzun süre kullananlarda stres, kaygı ve depresyon görüldüğünü ve bunun uzun dönemli iyilik halini olumsuz etkilediğini bildirmiş. Pantic ve arkadaşları Sırbistan’da, Lin ve arkadaşları da ABD’de lise öğrencilerinin sosyal medyada uzun süre vakit geçirmenin depresyona neden olduğunu ortaya koymuş. Ayrıca sosyal medya kullanımı ile düşük akademik performans arasındaki ilişki çok sayıda araştırma ile doğrulanmış. Junko’nun ABD’de 1893 kişiyi içine alan çalışması, Sosyal medyada geçirilen zaman ile GPA notları arasında negatif ilişki bulmuş. Wood ve arkadaşları, mesajlaşma, e posta trafiği, arkadaş ve dostluk platformları kullanımı sırasında çoklu odaklanma (multitasking) ile gerçek zamanlı öğrenme arasında olumsuz ilişki olduğunu göstermiş. Hou da benzer şekilde Çin’li öğrencilerde, tweetleşme ile bilgi özümseme arasında olumsuz ilişkiyi bulmuş. 


Bu yapılar kimlik algısını nasıl dönüştürüyor?  


Rosenberg ve Egbert bu konudaki ip uçlarını sosyal medya kullanımının olumsuz sonuçları üzerinden ortaya koyuyor. Araştırmaları bu konuda aşırıya gitmenin özsaygıda azalmaya neden gösteriyor. Her ne kadar kişinin kendi profilini gözden geçirmesi ve güncellemesi özsaygısını artırıyor gibi gözükse de kişinin çevrim içi temsilinin gerçekle uyuşmaması, kişinin kendi gözündeki değerini düşürüyor. Sosyal medyanın yaygın kullanılmaya başlandığından bu yana bilinen gerçek, insanların buraya koydukları mutlu anlarının bir taraftan gerçeği temsil etmemesi, diğer taraftan da başkalarının yaşadığı mutlu anlarla ilgili kıskançlığa ve mutsuzluğa neden olması. Sosyal medya kullanımı özsaygıyı düşürüyor ve bu da akademik performansı ve ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. 


Gerçekte avatar kullanımı da çok yeni bir şey değil. Daha önce de internette kullanıcıların çoğu gerçek kimlikleri yerine “nick”leri ile temsil edilmeyi tercih ediliyordu. Ancak öte evrende avatarlar sadece soyut sıfatlar değil, üçüncü boyutun eklenmesiyle kişinin ideal egosunun temsili oldu. Avatar kullanımı konusunda yapılan araştırmalar, öte dünyanın insan hayatına getireceği muhtemel sonuçları göstermesi açısından ilginçtir. İnsanlar, çevrim içi ortamda kendilik algılarını yönetmek için seçtikleri avatarlar yargılanmadığı için, kişilerin kendilerini koruma altında hissetmelerine ve gerçek kimliklerini daha fazla saklamalarına imkan veriyor. Kendini saklama eğiliminin kadınlarda daha yüksek olduğu görülüyor. 


Kendi kimliklerine yakın avatar seçenler gerçek dünya ile yarattıkları dünyayı farklı görmüyor. Buna karşılık kendilerinden uzak (çok farklı) bir avatar seçenler gerçek dünyadan uzaklaşıyor. Çünkü bu durum gerçek dünyanın imkanlarının ötesine geçmenin mümkün olabileceği algısını yaratıyor. Pringle’a göre avatar ile kişinin fizik benzerliği, özsaygıyı artırıyor, Hou’ya göre de avatarla tutum ve inançların benzerliği aynı sonucu doğuruyor.

Buna karşılık Ducheneaut’un bildirdiğine göre, avatar yüksek bir ideal ben”e dönüştükçe özsaygı azalıyor, depresyonun derinliği artıyor ve Courtois ve arkadaşları çalışmasına göre de patolojik kumar eğilimi artıyor. You ve arkadaşları avatar özdeşleşmesinin sosyal becerilerde düşüklüğe neden olurken, depresyon ve kumar bağımlılığı ihtimalini artırdığını bildiriyor. 


Şizofreni benzeri semptomları olanlar için metaverse’in sunduğu öte evren, gerçek hayattan kaçmak isteyenler için bir güvenli cennet (safe haven) olacak. Öte evrenin, bugün “normal” kabul edilen insanların hayatlarını nasıl etkileyeceği ise yaşanarak görülecektir. Muhtemel sonuç, sanal dünyanın insanları çeşitli ölçülerde gerçeklerden kopartacağı, sorumluluklarından uzaklaştıracağı ve genel popülasyonda hezeyan ve psikotik semptomların daha sık görülmesidir. 


Bu ortamda yer alacak çocuklar için ne gibi sonuçlar beklemeliyiz?


Şu sırada metaverse’in yaratacağı en önemli sorun çocuklarla ilgili olanı. Bazı sanal app’ler yapısı itibariyle büyük tehlike taşıyor. BBC’den bir muhabirin 13 yaşında bir kız çocuğu kimliği ile girdiği bir sanal gerçeklik ortamında; cinsel malzemeye, ırkçı aşağılamalara ve tecavüz tehditlerine muhatap olduğunu bildirdi. Çocukları Koruma Vakfı’ndan bir sözcü bu sonuç karşısında şok olduğunu ve dehşete düştüğünü açıkladı. Çocuk güvenliği ve politikalarından sorumlu Andy Burrows, metaverse’in güncel durumunu çocuklar açısından “toksik risk birleşimi” olarak tanımladı.


BBC’nin yaptığı bir araştırmada, 13 yaş için uygun görülen app’lerin sunduğu sanal gerçeklik odalarında, avatarların yaptığı sekse tanıklık etmek, cinsel oyuncak ve kondomlara ulaşmak mümkün. Çeşitli uygulamaların içinde tanıdık markalar gibi masum durakların yanı sıra, direk dansı ve strip tease grupları var. Bu ortamlarda çocuklar ve yetişkinler bir arada bulunuyor ve çocuklara yaklaşan avatarlarla konuşulmayacak şeyler yaşanıyor. Kısacası bu alemde çocuklar bütünüyle uygun olmayan ve onlara zarar verecek deneyimlere açık. Bütün bu gelişmeler teknoloji şirketlerinin ilk kuşak sosyal medya deneyiminden hiçbir şey öğrenmediklerini ve hiçbir güvenlik kaygısı olmadan çalışmalarına devam ettiğini gösteriyor.





Bu alternatif dünyalar ve gerçek dünya arasında yaşarken psikolojimizi nasıl koruyacağız ve geliştireceğiz? Nelere dikkat etmek önemli? 

 

Gerçeklikten uzaklaşma, zaten gerçeklikten uzak olanlar için büyük bir risk taşıyor. Metaverse kendini normal kabul eden sıradan insanlar için de gerçek hayata dönmek istemeyecekleri kadar hoşa giden bir haz dünyası olacak. Bir anlamda sorumsuzlukla gelecek olan bu özgürlüğün, zaman içinde yol açtığı sonuçlar görüldükçe, ilk yarattığı izlenimin aksine, beklenmedik sonuçlar doğuracağı ve ruh sağlığı profesyonellerinin iş yükünün çok artacağı anlaşılıyor. 


İnsan dünyayı kendi filtresinden geçirerek algılıyor. Balığın suda yaşadığını fark etmemesi ve suyun varlığını ancak dışına çıktığı zaman algılaması gibi, biz de önümüze çıkan sorunları sahip olduğumuz gözlükle algılıyor ve dijital göçebe paradigması ile değerlendiriyoruz. Yapay zeka, metaverse gibi yükselen teknolojileri de bu açıdan mercek altına alıyoruz.  Tanol Türkoğlu’na göre 1800'lerin ortalarında tarım-sanayi toplumu geçişi sürecinde "morali bozuk" olan "travmaya bağlı stres bozukluğu" yaşayan bireylerin bu hallerini nasıl ifade ettiklerini bilmiyoruz. Büyük bir olasılıkla o zamanın feodal tarım toplumu üyesinin "stres" diye bir hastalığı yoktu. O nedenle böylelerine “deli-cadı-meczup-şair…” denir ve Asteriks maceralarının son karesinde olduğu gibi ağızları kapatılıp bir ağaca bağlanırlardı. Bu nedenle bugün özellikle akademik alandaki çalışmaların bilimsel kabul görmüş son paradigma çerçevesinde gerçekleştiğini unutmamak gerekir. 


Benzer şekilde günümüz anlayışı ile değerlendirdiğimiz psikolojik rahatsızlıkların, yirmi yıl sonranın dijital dünyasında bir sorun olarak değil, örneğin geçiş dönemi sancısı" ya da teknolojik tekilliğe (singularity) ulaşma arifesindeki pre-dijital-hibrit bireyin 


"eksiklikleri" olarak değerlendirilmesi mümkündür. Yaygın bir başka kabul, sosyal medyanın insanları sanal arkadaşlıklarla avutarak yalnızlaştırdığı yönünde. Ancak bunun geleceğin yeni-sosyalleşmesinin temelini oluşturması da mümkün olabilir.


Sonuçta ne beklemeliyiz?


Eğer beklenen olursa farklı oyun, eğlence, eğitim, iletişim ve ilişki modelleri doğacak ve en önemlisi bunlarla birlikte yeni davranış kalıpları ortaya çıkacaktır. Henüz bunları nasıl yöneteceğimiz konusunda bir el kitabı mevcut değil. Belki de çıkmakta olduğumuz potansiyel tehlikeler içeren yolculuğun eğlenceli ve heyecan verici tarafı da bu olacak. Ticari hayat çok yönlü ve etkili yeni bir mecra kazanacak, platformdaki her özellik için farklı uzmanlık alanları ve onlarsız başarılı olamayacağınıza bizi ikna etmeye çalışan koçlar türeyecek. Ancak yukardaki bulguları değerlendirdiğimizde bir dijital teknoloji şirketinin süslü vaatlerinin yanı sıra, riskleri konusunda yeterli bilimsel ön hazırlık yapmadan, toplum sağlığı üzerinde yıkıcı potansiyeli olma ihtimali yüksek bir ürünü piyasa sürmeye hazır olduğunu görüyoruz. 


Bu konuda Einstein’a sözü bırakmak yol gösterici olabilir. “Bir problemi, onu yaratan düşünce biçimi ile çözemezsiniz”. Bu nedenle biz dijital göçebelerin çözümünden yola çıkmak yerine dijital yerlilerin çözüm için olgunlaşmalarını beklemek gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.

Günün Gelişmeleri İçin E-Bültenimize Abone Olun

E-Bültenimize abone olarak onaylamış ve CoinDesk Türkiye ürün ve hizmetleri için iletişim kurulmasına izin vermiş olursunuz.


YASAL UYARI

Bu sitede yer alan yatırım bilgisi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihlerini dikkate alarak, kişiye özel olarak sunulmaktadır. Bu sitede veya e-bültenlerimiz kapsamındaki sözel, yazılı ve grafiksel dahil olmak üzere tüm bilgi ve analizler; herhangi bir karara dayanak oluşturması noktasında herhangi bir teminat, garanti oluşturmamakta ve yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla paylaşılmaktadır. Coindesk Türkiye hiçbir şekil ve surette ön onay, ihbar ve ihtara gerek olmaksızın söz konusu bilgileri değiştirebilir veyahut silebilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı vermeniz beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu sitedeki yorumlardan, eksik bilgi ve/veya güncel olmama gibi konularda ortaya çıkabilecek zararlardan Coindesk Türkiye ve çalışanlarının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.


CoinDesk Türkiye

CoinDesk, gelişmekte olan kripto ekonomi ve finansal sistemin dönüşümü ile büyüyen küresel topluluk için en etkili ve güvenilir platformdur. 2013 yılında kurulan CoinDesk, kripto varlıklar ve blok zinciri teknolojisi ile ilgilenen milyonlarca müşteriye haber, analizler, podcast yayınları, canlı yayınlanan TV programları, araştırma raporları, canlı etkinlikler ve indeks, veri ve analitiğin birleştiği araçlar sağlamaktadır.

Fiyatları İncele

Kripto Varlık

Sosyal Meyda Trendi

Trendleri İncele

Trend Haberler

1
Güne Bakış: ETF Onayı Sonrası ETH'deki Değişim Oldukça Az

23 Temmuz 2024 17:11

Kripto Varlık

Sosyal Meyda Trendi

Trendleri İncele

Kategoriler

Yazarlar

Piyasalar

Şirketler

E-Bülten

Politika

Teknoloji

Kripto Paralar

Hakkında

Hakkında

Kişisel Verileri Koruma Kanunu

Künye

Çerez Politikası

Reklam Verin

KVKK Başvuru Formu

İletişim

Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası


Yasal Uyarı: Bu sitede yer alan yatırım bilgisi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihlerini dikkate alarak, kişiye özel olarak sunulmaktadır. Bu sitede veya e-bültenlerimiz kapsamındaki sözel, yazılı ve grafiksel dahil olmak üzere tüm bilgi ve analizler; herhangi bir karara dayanak oluşturması noktasında herhangi bir teminat, garanti oluşturmamakta ve yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla paylaşılmaktadır. Coindesk Türkiye hiçbir şekil ve surette ön onay, ihbar ve ihtara gerek olmaksızın söz konusu bilgileri değiştirebilir veyahut silebilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı vermeniz beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu sitedeki yorumlardan, eksik bilgi ve/veya güncel olmama gibi konularda ortaya çıkabilecek zararlardan Coindesk Türkiye ve çalışanlarının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

@2022 CoinDesk