Yazarlar

Piyasalar

Şirketler

Teknoloji

Öğren

Politika

DeFi

TV&Video

Podcast

Etkinlikler

Sponsorlu İçerik

Consensus Magazine

E-Bülten

Şirketler

Ethereum Paydaş Havuzu Lido’nun Büyümesini Merkeziyetçiliğin İşareti Olabilir mi?

Lido, Beacon Chain’deki etherlerin yüzde 50’sini kontrol etme yolunda. Kimileri CoinBase’dense Lido’nun bu kontrolü ele geçirmesini yeğliyor.

21 Nisan 2022 14:47

Güncellenme: 26 Mayıs 2022 11:11

 Etherium dünyasında her şey çok hızlı değişiyor. 11 Nisan’da Ethereum’da ilk gölge çatallanma gerçekleştiğinde gelmekte olan Merge’e dair umutlar artmıştı ancak birkaç gün sonrasında çekirdek geliştiricilerden Tim Beiko’nun, birçok kişinin umutla beklediği proof-of-stake’in hazirana yetişmeyeceğini açıklaması beklentileri biraz törpüledi. 


Bu gecikmenin neden olduğuna, nasıl gerçekleştiğine ve PoS’in 2022’de hayata geçip geçmeyeceğine dair birçok şey yazıldı-çizildi. Ancak zaman planlaması üzerine dönen tüm bu tartışmalar aslında ana mevzu değil, yan konular.


Şimdi gelin ana mevzuya bakalım.


Yeni Güvenlik Yeni Sorunlar

Geçenlerde yazdığım bir yazıda birçok Ethereum kullanıcısının Merge’den sonra çok da fark hissetmeyeceğini belirtmiştim. Ağın oldukça geride kalan hızı (Solana’da saniyede 2.000’in üzerinde işlem yapılırken burada 16 işlem yapılabiliyor) ve yüksek gas ücretleri değişmeyecek. 


Ancak Merge, ağın güvenliği anlamında yepyeni bir sistem ortaya koyuyor ve bu sistem ağın merkezileşmesi konusunda bazı riskleri de beraberinde getiriyor.


İşte tam da bu noktada tüm Ethereum paydaşlık ekosistemini domine etme yolunda ilerleyen likit paydaşlık havuzu Lido devreye giriyor. Eğer bazı şüphecilerin görüşleri doğruysa Ethereum üzerinde para tutmayı kolaylaştıran bu çözüm ağın güvenliğinde ciddi bir risk oluşturabilir. 


Ethereum’da Merkezileşme

Merkezileşme birçok farklı anlama gelebilir ancak bizim bağlamımızda az sayıda aktörün bir blokzinciri ağını istedikleri şekilde yönlendirebilme gücü olarak nitelendireceğiz. Yani bu grup ağın nasıl güncelleneceği, hangi işlemlerin yapılıp hangilerinin yapılamayacağı gibi konulara karar verebiliyorsa bu merkezileşmedir. 


Blokzincirinin merkezileşmesi bir spektrum olarak görülmelidir. Ethereum’daki düğüm sayısının (6.000 civarı) Bitcoin’e göre (yaklaşık 15.000) daha az olması bu ağın merkezi olması anlamana gelmez. Ancak Ethereum’a tamamen merkeziyetsiz de diyemeyiz zira etherin ilk arzının yüzde 20’si Ethereum Foundation’a ve küçük bir grup erken aşama yatırımcıya gitti. 


Ethereum gibi bir ağın merkezi olarak nitelendirip nitelendirilemeyeceğine dair birçok farklı bakış açısı olabilse de merkezliğin en büyük baskı oluşturduğu yerlerden biri de güvenlik alanı.  


Bugünün proof-of-work sistemlerinde madenciler işlemleri doğrulamak için bilgi işlem gücü kullanarak ağın güvenliğini sağlarlar. Bunun karşılığında işlemler yapıldığında oluşan ücretlerinden pay alırlar. Her bir yeni blokta mint edilen ETH’lardan da küçük bir pay alırlar. 


Burada yolsuzluk yapmak için (örneğin bir cüzdandan diğer cüzdana token göndermek) ağın hash gücünün yüzde 51’ini kontrol etmek gerekir. 


Bitcoin ve Ethereum zamanla kripto madenciliğini multi-milyar dolarlık bir endüstri haline dönüştürdü ve sadece kripto para madenciliği için üretilen cihazların gelişimine kapı açtı. 


Ağdaki ödülleri toplamak için çalışan bu kadar fazla ve bu kadar özel cihazın var olması nedeniyle insanların kendi bilgisayarlarında ETH veya BTC madenciliği yapmasının bir anlamı kalmadı. 


Aksine madencilik işi az sayıda havuz yapısının eline kaldı. Bunlar bir araya gelip blok madenciliği yapan ve elde edilen kazanımları grup içinde paylaşan madenci topluluklarıydı. 


Pratikte çok kolay olmasa da teoride sadece üç havuz yapısı bir araya gelip ortak çalışırlarsa Ethereum’un hash oranının yüzde 51’ini aşabilirler. 


Proof-of-stake ve Merkezileşme

PoS sadece Ethereum’un çevresel ayak izini azaltmakla kalmayan ayrıca merkeziyetsizliği de güçlendiren bir yaklaşım. 


Ödüller en fazla işlem gücüne sahip olana gitmiyor. 32 ETH’lık teminat koyan herkes tesadüfi olarak seçilebiliyor ve onayladığı her blok için ödül kazanıyor. Eğer hisse sahibi olanlardan biri ağı sabote etmeye kalkarsa koyduğu teminatı yanıyor ve önemli bir para kaybediyor. 


Yüzde 51 saldırısıyla bir ağı sabote etmek için şu anda değeri on milyarlarca dolar olan etherlerin yarısından fazlasını kullanmak gerekiyor. Biri bu kadar varlığı bir araya getirmeyi başarsa bile ağı sabote etmek anlamsız zira bu sabotajının da varlıklarının değersizleşmesine neden olur. Saldırganın motivasyonu finansal olmasa bile Ethereum’un PoS sisteminin ön maliyetleri bu tür saldırıları mantıksız kılacak şekilde tasarlanmış. 


PoS sistemleri PoW sitemlerine kıyasla daha az merkeziyetçi de demek doğru değil. Bundan birkaç hafta öncesinde yazdığım bir blog yazısında geçen aylarda 600 milyon dolardan fazla para çalınan Ronin blokzincirinin yaşadığı sorunun sisteminin güvenliğini sağla-yan az sayıdaki grubun ayrılmasından kaynaklandığını anlatmıştım. 


Ronin sisteminde, tek bir saldırganın (Kuzey Koreli olduğu anlaşıldı) yarım milyar dolardan fazla varlığı çalmak için beş şifreyi ele geçirmesi yetmişti. 


Ancak Ethereum söz konusu olduğunda bu kıyaslama çok da doğru olmaz. Teorik olarak herhangi biri Ethereum PoS sisteminde bir hisse alabilir. Buna karşın Ronin’in az sayıdaki doğrulayıcıları zincirin yaratıcıları tarafından belirlenmişti. 


Solana gibi bazı zincirler daha az merkeziyetçi yapılara yönelseler de Ethereum geliştiricileri hissedarlığı herkese açık hale getirerek Ethereum’u daha merkeziyetsiz kılmaya çalıştıklarını belirtiyorlar. 



Tüm bu çabalara karşın şu anda PoW ana ağı ile birlikte çalışan ve sonunda onun içerisine girmesi kaçınılmaz olan Ethereum PoS Beacon Chain’i merkeziliğe dair çok daha organik risklerin olduğunu bize gösteriyor. 


Lido’da Likit Paydaşlık

2021’de Beacon Chain’in ilk dönemlerinde Coinbase ve Kraken gibi merkezi borsaların Ethereum paydaşlığını domine etme riskleri vardı. Bu borsalar isteseler muazzam büyük kullanıcı topluluklarındaki etherleri bir araya getirerek paydaşlık ödüllerini kolaylıkla toplayabilirlerdi. 


Her ne kadar merkezi borsalar ETH paydaşlığı oyununda büyük bir rol üstlenseler de Ethereum’un PoS Beacon Chain’inin açık ara en büyük paydaşı Lido’ydu. Etherscan’e göre likit paydaşlık havuzu olan Lido Ethereum’daki aktivitenin yüzde 30’unu oluşturuyordu.



Peki tek bir paydaş çözümü olan Lido nasıl oldu da tek başına 10 milyar değerinde etherlik hacme ulaştı? 


Ethereum üzerinde paydaşlık yapmak birçok kişi için maliyetli ve karmaşıktır. Birçok kişinin teminat olarak verecek 32 ETH’ı (yaklaşık 90.000 dolar) yok ve yanlış bir düğüm kurmak (hatta Wi-Fi sorunu bile) bu teminattan kaybedilmesine neden olabilir. 


Ayrıca paylar da likit değildir. Merge öncesinde Beacon Chain’de pay alınan etherleri geri almak mümkün değildi yani bu varlıklar DeFi üzerinden alınıp satılamıyordu. 


Aralık 2020’de hayata geçirilen Lido paydaşlık üzerinden ödül kazanmayı herkes için kolaylaştırdı. Lido’ya herhangi bir miktarda ether verdiğinizde bunu sizin gibi hisse sahiplerinin paralarıyla bileştiriyor ve 32 ETH ve üzerinde bir hacme ulaştığında bunu Lido’nun güvenilir düğüm sağlayıcılarına iletiyor. Böylece 32 ETH biriktirmeye veya özel uzmanlığa gerek kalmadan ödül kazanabiliyorsunuz. 


Lido likit paydaşlık çözümü olarak adlandırılıyor çünkü size yatırdığınız etherin 1:1 türevi olan staked ether sETH veriyor. Kullanıcılar likide dönmek istediklerinde sETH’lerini satabiliyorlar. 


Paydaş ödülleri kazanmanın da ötesinde sETH’ı kullanarak DeFi aktivitelerine girip daha fazla kazanmak da mümkün.


sETH DeFi alanında büyük bir popülerlik kazandıkça daha fazla kullanıcı Lido’ya akın etmeye başladı. Lido, hayata geçtikten sonra rekabetle karşılaşsa da Rocketpool ve Stkr gibi rakiplerini domine etti ve şu anda hızla büyüyen likit paydaşlık piyasasının yüzde 90’ını elinde bulunduruyor.  


Merkeziyetsizlik Teklifi

Lido zaman içerinde Ethereum’un PoS zincirinde merkezilik oluşturduğuna dair şüphelere maruz kaldı. Bir açıdan bakıldığında LDO token sahibi topluluk üyeleri tarafından kontrol edilen Lido pay olarak yatırılan etherin yüzde 50’sinden fazlasını kontrol ederek ağın idaresinde söz sahibi olma yolunda ilerliyordu. 


Lido kendi hesabından “Son 30 günde sisteme katılan yeni paydaşların yüzde 75’i Lido üzerinden dahil oldu” diyordu. 


Lido, geçenlerde yayımladığı bir blog yazısında, “Bu durum Ethereum’da paydaşlık konusunun demokratikleştirilmesine dair misyonumuzu güçlendirse de bazıları Lido’nun bu başarısının merkezileştirme etkisi oluşturacağına dair kaygılarını belirtiyor” demişti. 


Lido, bu paylaşımda ve devamında gelen Twitter akışında platformu merkeziyetsiz kılmak için nasıl çalıştığını anlatıyordu. 


Lido’nun önerilerinin birçoğu platformun topluluğunun, paydaş gücünü doğrulayıcılara ne şekilde aktaracağı ekseninde gerçekleşiyordu. 


Lido doğrulama düğümlerini kendisi oluşturmasa da 20 seçilmiş operatöre bu hakkı tanımıştı. Teorik olarak bakıldığında Lido’nun topluluğu bu sayıyı azaltabilir. Halihazırda topluluk bir partnerin yatırabileceği maksimum ether miktarına da sınırlama getiriyor.


Lido’nun merkeziyetsizliğe yönelik önerdiği adımlardan biri de Dağıtık Onaylama Teknolojisi (DVT). Bu teknolojiyle onaylayıcılar bloklara birlikte öneriler sunan bağımsız komiteler olarak organize edilebiliyor. Lido’ya göre “bu durum belirli bir onaylayıcının yetersiz performans göstermesinin veya hatalı davranmasının önüne geçiyor.” 


Lido, ayrıca, onaylayıcıların performansını ölçmek ve onları ödüllendirmek için bir skorlama sistemi de planlıyor. Bu plan kapsamında Lido’nun merkeziyetsiz otonom organizasyonu (DAO) üzerinden bazı konuların dayatılmasını engelleyecek mekanizmalar da kurgulanacak. 


Lido’nun daha merkeziyetsiz olması gerektiğine dair samimi itirafı birçok kişiyi memnun etse de bazı eleştiriler bu grubu rant peşinde koşan tekelciler olarak damgalıyor. Olabildiğinde paydaş gücü oluşturarak kendine pay elde ettiğini düşünüyorlar.


Diğer bazı kişiler de Lido’nun aşırı büyümesinin ağ güvenliği açısından sıkıntılı olduğunu söylüyor ve grubun pay olarak koyulan ETH’ın yüzde 50’sinden daha fazlasını kontrol etmeyeceğine dair bir taahhütte bulunmasını istiyorlar. 


Yatırım şirketi Paradigm’da araştırmacı olan ve kısa süre önce Lido’ya danışmanlık vermeye başlayan Hasu’ya göre bu tür talepleri doğru hedefe gitmiyor. Hasu, geçen yıl Paradigm’ın CTO’su Georgios Konstantopoulos ile birlikte kaleme aldıkları bir yazıda Ethereum paydaşlığının kazananın her şeyi alacağı bir noktaya gitmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtmişlerdi. Bu ikiliye göre eninde sonunda dev bir yapının ortaya çıkması ve ortalama ETH sahiplerinin öngörülebilir ödüller uğruna ağın güvenliğinden taviz vermelerini kolaylaştırarak Ethereum’daki çoğunluğu ele geçirmesi kaçınılmaz. 


Lido ile işbirliğine giden Hasu bu dev yapıya en büyük adayın Lido olduğunu düşünüyor olmalı. 


Hasu ve Konstantopoulos yazılarında Lido’nun en temel güçlü tarafının sETH tokenının kolaylığı olduğunu söylüyorlar. Temelde ETH’ın aynısı olan sETH varken neden ETH tutasınız ki? Üstelik sETH ödül de kazandırıyor. 


Lido’ya yatırım yapan Delphi Digital’ın ortaklarından Jose Maria Macedo da CoinDesk’e yaptığı açıklamada benzer bir ton takınmıştı. “Sonuçta Lido’nun kazanacağını düşünüyorum çünkü ağ etkileri ve likit paydaş türevi bunu güçlendiriyor.” Macedo şöyle devam ediyor:


“Sonuçta ETH koyacaksınız ve olası en entegre türevlerden birini edineceksiniz. Merkezi karakterdeki bir paydaşlık yapısının hiçbir şekilde DeFi alanına gireceğini sanmıyorum. Binance’te paydaşlık yaparsanız ETH’ınız Binance’de kilitli kalacak. Buna karşın Lido’da sETH alıp bunu Aave’de kullanabilirsiniz veya Maker’da DAI mintleyebilirisniz. Lido’nun her zaman daha iyi bir ürün olacağını düşünüyorum. 


Macedo, likit paydaşlığın tek başına kazanan olacağına dair Hasu kadar emin olmasa da topluluk yönetişimine dair bir yaklaşımı olmayan herhangi bir merkezi paydaş yapısındansa Lido’nun dominant olmasını tercih ediyor. 


“Merkezi çözümler için her zaman bir pazar var olacak. Bazı insanlar basitlik ister. Ancak büyük resme baktığımızda Lido daha iyi bir alternatif.”


Günün Gelişmeleri İçin E-Bültenimize Abone Olun

E-Bültenimize abone olarak onaylamış ve CoinDesk Türkiye ürün ve hizmetleri için iletişim kurulmasına izin vermiş olursunuz.


YASAL UYARI

Bu sitede yer alan yatırım bilgisi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihlerini dikkate alarak, kişiye özel olarak sunulmaktadır. Bu sitede veya e-bültenlerimiz kapsamındaki sözel, yazılı ve grafiksel dahil olmak üzere tüm bilgi ve analizler; herhangi bir karara dayanak oluşturması noktasında herhangi bir teminat, garanti oluşturmamakta ve yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla paylaşılmaktadır. Coindesk Türkiye hiçbir şekil ve surette ön onay, ihbar ve ihtara gerek olmaksızın söz konusu bilgileri değiştirebilir veyahut silebilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı vermeniz beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu sitedeki yorumlardan, eksik bilgi ve/veya güncel olmama gibi konularda ortaya çıkabilecek zararlardan Coindesk Türkiye ve çalışanlarının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.


Sage D. Young

Sage D. Young, CoinDesk'te bir teknoloji protokolü muhabiridir. Solarpunk Hareketi'ni önemsiyor. Ekonomi ve Felsefe alanlarında Veri Bilimi alanında çift ana dal yapmış olan Claremont McKenna Koleji'nden yeni mezun oldu. ETH, LINK, AAVE, PEOPLE, OS ve HTR'nin yanı sıra birkaç NFT'nin sahibidir.

Fiyatları İncele

Kripto Varlık

Sosyal Meyda Trendi

Trendleri İncele

Trend Haberler

1
"Yasanın Asıl Kapsamı SPK’nın Getireceği İkincil Düzenlemeler Sonrasında Görülecek"

19 Temmuz 2024 16:59

Kripto Varlık

Sosyal Meyda Trendi

Trendleri İncele

Kategoriler

Yazarlar

Piyasalar

Şirketler

E-Bülten

Politika

Teknoloji

Kripto Paralar

Hakkında

Hakkında

Kişisel Verileri Koruma Kanunu

Künye

Çerez Politikası

Reklam Verin

KVKK Başvuru Formu

İletişim

Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası


Yasal Uyarı: Bu sitede yer alan yatırım bilgisi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihlerini dikkate alarak, kişiye özel olarak sunulmaktadır. Bu sitede veya e-bültenlerimiz kapsamındaki sözel, yazılı ve grafiksel dahil olmak üzere tüm bilgi ve analizler; herhangi bir karara dayanak oluşturması noktasında herhangi bir teminat, garanti oluşturmamakta ve yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla paylaşılmaktadır. Coindesk Türkiye hiçbir şekil ve surette ön onay, ihbar ve ihtara gerek olmaksızın söz konusu bilgileri değiştirebilir veyahut silebilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı vermeniz beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu sitedeki yorumlardan, eksik bilgi ve/veya güncel olmama gibi konularda ortaya çıkabilecek zararlardan Coindesk Türkiye ve çalışanlarının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

@2022 CoinDesk